Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Yûnus Sûresi Tefsiri

Yûnus Sûresi 11. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
وَلَوْ يُعَجِّلُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ اِلَيْهِمْ اَجَلُهُمْۜ فَنَذَرُ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ف۪ي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ ١١

Velev yu’acciluAllâhu linnâsi-şşerra-sti’câlehum bilḣayri lekudiye ileyhim eceluhums feneżeru-lleżîne lâ yercûne likâenâ fî tuġyânihim ya’mehûne

Meal

Eğer Allah insanlara müstahak oldukları cezayı, onların faydalarına olan şeyleri çarçabuk elde etmek istedikleri hız ve çabuklukta hiç geciktirmeden verseydi derhal sonları gelir ve yok olup giderlerdi. Fakat biz, bize kavuşma arzusu, ümidi ve beklentisi içinde olmayanları belli bir süre kendi hallerine bırakırız da, azgınlıkları içinde gayesiz bir şekilde şaşkın şaşkın bocalayıp dururlar.

Kur'an Tefsiri

İnsan aceleci bir tabiata sahip olduğu için kendisi için hayırlı olan şeyleri acele istediği gibi, kötülüğüne olan şeylerin de bir an önce başına gelmesini isteyebilmektedir. Nitekim bir diğer âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“İnsan, hakkında hayırlı olacak şeyler için dua ettiği gibi şer olacak şeyler için de dua eder. Çünkü insan, çok acelecidir.” (İsrâ 17/11)

Resûlullah (s.a.s.) Efendimiz’in karşısında müşriklerin sergiledikleri tavır, bunun tipik bir misâlidir. Onlar: “Ey Allah! Eğer bu Kur’an, senin katından gelen gerçek bir kitap ise, hiç durma hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap gönder” (Enfâl 8/32) diyorlardı. Hatta bu âyet, işlediği günahlar sebebiyle fiilî olarak cezayı acele isteyen herkes hakkında geçerlidir. Bu acele istemeye kişinin kendisi, çocukları ve akrabaları için edip de kabul edilmesini istemediği beddualar da dâhildir. Mesela bir insanın kızdığı zaman çocuğuna beddua etmesi, lânet okuması, kendisinin ölümü için dua etmesi bu kabildendir. Ancak Cenâb-ı Hak, kullarına olan merhameti sebebiyle bunlara hemen karşılık vermemekte, ertelemekte veya affetmektedir. Çünkü bu isteklerin hemen kabulünde ve onların hemen öldürülüp helak edilmelerinde hiçbir fayda yoktur. Kâfir iseler belki bundan sonra iman edebilirler; ya da onların neslinden mü’min kimseler gelebilir. Günahkâr iseler tevbe edip günahlarından vazgeçebilirler. Bu sebeple Allah onlara cezayı ulaştırmada acele etmez. Bilakis affettiğini affeder, helakini dilediklerine mühlet tanır, onları kendi hallerine bırakır, azgınlıkları içinde bir müddet şaşkın şaşkın bocalayıp dururlar. Sonra da helak olurlar.

İslâmî bir terbiye ve tezkiye tezgahından geçmemiş ham ruhlu insanın bir başka zaafiyeti de şudur:

Muhtasar Tefsir

Eğer Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, insanların kızgınlık anında kendi nefislerine, evlatlarına ve malları aleyhine yaptıkları dualarını (beddualarını) kabul etmekte onların hayrı istedikleri dualarını kabul etmesinde acele ettiği gibi acele etseydi onlar helak olurlardı. Fakat yüce Allah, onlara mühlet verir ve O`na kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakır. Çünkü onlar Allah`ın cezalandırmasından korkmazlar ve O`nun vereceği sevabı da ummazlar. İşte yüce Allah, onları hesap günü kararsızlar, şaşırmışlar ve şüpheciler olarak (bırakıp) terk eder.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma