Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
سُورَةُ الملك

Mülk Sûresi

67. sûreMekkî30 âyetSayfa 561
MushafDinle / MP3Tefsir
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

تَبَارَكَ الَّذ۪ي بِيَدِهِ الْمُلْكُۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ ١

Tebârake-lleżî biyedihi-lmulku ve huve ‘alâ kulli şey-in kadîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hükümranlık elinde olan Allah yücedir ve O herşeye Kadir'dir.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًاۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفُورُۙ ٢

Elleżî ḣaleka-lmevte velhayâte liyebluvekum eyyukum ahsenu ‘amelâens ve huve-l’azîzu-lġafûru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.

Muhtasar Tefsir

اَلَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًاۜ مَا تَرٰى ف۪ي خَلْقِ الرَّحْمٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍۜ فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ ٣

Elleżî ḣaleka seb’a semâvâtin tibâkâns mâ terâ fî ḣalki-rrahmâni min tefâvutins ferci’i-lbasara hel terâ min futûrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gökleri yedi kat üzerine yaratan O'dur. Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin?

Muhtasar Tefsir

ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنْقَلِبْ اِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَس۪يرٌ ٤

Śumme-rci’i-lbasara kerrateyni yenkalib ileyke-lbasaru ḣâsi-en ve huve hasîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Bir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.

Muhtasar Tefsir

وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّيَاط۪ينِ وَاَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّع۪يرِ ٥

Ve lekad zeyyennâ-ssemâe-ddunyâ bimesâbîha ve ce’alnâhâ rucûmen lişşeyâtînis ve a’tednâ lehum ‘ażâbe-sse’îri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.

Muhtasar Tefsir

وَلِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ٦

Velilleżîne keferû birabbihim ‘ażâbu cehennemes vebi/se-lmasîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Rablerini inkar eden kimseler için cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür!

Muhtasar Tefsir

اِذَٓا اُلْقُوا ف۪يهَا سَمِعُوا لَهَا شَه۪يقًا وَهِيَ تَفُورُۙ ٧

İżâ ulkû fîhâ semi’û lehâ şehîkan ve hiye tefûru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

Muhtasar Tefsir

تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِۜ كُلَّمَٓا اُلْقِيَ ف۪يهَا فَوْجٌ سَاَلَهُمْ خَزَنَتُهَٓا اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذ۪يرٌ ٨

Tekâdu temeyyezu mine-lġayzis kullemâ ulkiye fîhâ fevcun se-elehum ḣazenetuhâ elem ye/tikum neżîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Nerede ise öfkesinden paralanacak! İçine her bir topluluğun atılmasında, bekçileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.

Muhtasar Tefsir

قَالُوا بَلٰى قَدْ جَٓاءَنَا نَذ۪يرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍۚ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ كَب۪يرٍ ٩

Kâlû belâ kad câenâ neżîrun fekeżżebnâ ve kulnâ mâ nezzelaAllâhu min şey-in in entum illâ fî dalâlin kebîrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Onlar: "Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik" derler.

Muhtasar Tefsir

وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ اَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا ف۪ٓي اَصْحَابِ السَّع۪يرِ ١٠

Ve kâlû lev kunnâ nesme’u ev na’kilu mâ kunnâ fî ashâbi-sse’îri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık" derler.

Muhtasar Tefsir

فَاعْتَرَفُوا بِذَنْبِهِمْۚ فَسُحْقًا لِاَصْحَابِ السَّع۪يرِ ١١

Fa’terafû biżenbihim fesuhkan li-ashâbi-sse’îri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Böylece, günahlarını itiraf ederler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar!

Muhtasar Tefsir

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَب۪يرٌ ١٢

İnne-lleżîne yaḣşevne rabbehum bilġaybi lehum maġfiratun ve ecrun kebîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, görünmediği halde Rablerinden korkanlara, onlara, bağışlanma ve büyük ecir vardır.

Muhtasar Tefsir

وَاَسِرُّوا قَوْلَكُمْ اَوِ اجْهَرُوا بِه۪ۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ١٣

Ve esirrû kavlekum evi-cherû bihis innehu ‘alîmun biżâti-ssudûri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizler, sözlerinizi gizleseniz de açıklasanız da birdir; O, kalblerde olanı bilir.

Muhtasar Tefsir

اَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَۜ وَهُوَ اللَّط۪يفُ الْخَب۪يرُ۟ ١٤

Elâ ya’lemu men ḣalaka ve huve-lletîfu-lḣabîru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yaratan bilmez olur mu? O, Latif'tir, haberdardır.

Muhtasar Tefsir

هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولًا فَامْشُوا ف۪ي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِه۪ۜ وَاِلَيْهِ النُّشُورُ ١٥

Huve-lleżî ce’ale lekumu-l-arda żelûlen femşû fî menâkibihâ ve kulû min rizkihis ve-ileyhi-nnuşûru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yeryüzünü, size boyun eğdiren O'dur; öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah'ın verdiği rızıktan yiyin; sonunda dönüş O'nadır.

Muhtasar Tefsir

ءَاَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الْاَرْضَ فَاِذَا هِيَ تَمُورُۙ ١٦

E-emintum men fî-ssemâ-i en yaḣsife bikumu-l-arda fe-iżâ hiye temûru

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkça sarsılır.

Muhtasar Tefsir

اَمْ اَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًاۜ فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذ۪يرِ ١٧

Em emintum men fî-ssemâ-i en yursile ‘aleykum hâsibâens feseta’lemûne keyfe neżîri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Gökte olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.

Muhtasar Tefsir

وَلَقَدْ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ ١٨

Ve lekad keżżebe-lleżîne min kablihim fekeyfe kâne nekîri

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış?

Muhtasar Tefsir

اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَٓافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَۜ مَا يُمْسِكُهُنَّ اِلَّا الرَّحْمٰنُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَص۪يرٌ ١٩

Eve lem yerav ilâ-ttayri fevkahum sâffâtin ve yakbidnec mâ yumsikuhunne illâ-rrahmânuc innehu bikulli şey-in basîrun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah'tan başkası tutmuyor; doğrusu, O, herşeyi görendir.

Muhtasar Tefsir

اَمَّنْ هٰذَا الَّذ۪ي هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ يَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِۜ اِنِ الْكَافِرُونَ اِلَّا ف۪ي غُرُورٍۚ ٢٠

Emmen hâżâ-lleżî huve cundun lekum yensurukum min dûni-rrahmânic ini-lkâfirûne illâ fî ġurûrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yahut, Rahman olan Allah'ın dışında size yardımda bulunabilecek taraftarlarınız kimdir? İnkarcılar sadece aldanmaktadırlar.

Muhtasar Tefsir

اَمَّنْ هٰذَا الَّذ۪ي يَرْزُقُكُمْ اِنْ اَمْسَكَ رِزْقَهُۚ بَلْ لَجُّوا ف۪ي عُتُوٍّ وَنُفُورٍ ٢١

Emmen hâżâ-lleżî yerzukukum in emseke rizkahuc bel leccû fî ‘utuvvin ve nufûrin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Allah size verdiği rızkı kesiverirse, size rızık verecek başka kim vardır? Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler.

Muhtasar Tefsir

اَفَمَنْ يَمْش۪ي مُكِبًّا عَلٰى وَجْهِه۪ٓ اَهْدٰٓى اَمَّنْ يَمْش۪ي سَوِيًّا عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ٢٢

Efemen yemşî mukibben ‘alâ vechihi ehdâ emmen yemşî seviyyen ‘alâ sirâtin mustekîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Yüzükoyun sürünen mi, yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?

Muhtasar Tefsir

قُلْ هُوَ الَّذ۪ٓي اَنْشَاَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلًا مَا تَشْكُرُونَ ٢٣

Kul huve-lleżî enşe-ekum ve ce’ale lekumu-ssem’a vel-ebsâra vel-ef-idetes kalîlen mâ teşkurûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!"

Muhtasar Tefsir

قُلْ هُوَ الَّذ۪ي ذَرَاَكُمْ فِي الْاَرْضِ وَاِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ٢٤

Kul huve-lleżî żeraekum fî-l-ardi ve-ileyhi tuhşerûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

Muhtasar Tefsir

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ٢٥

Ve yekûlûne metâ hâżâ-lva’du in kuntum sâdikîne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

"Doğru sözlü iseniz bildirin bu azap sözü ne zamandır?" derler.

Muhtasar Tefsir

قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِۖ وَاِنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ ٢٦

Kul innemâ-l’ilmu ‘indaAllâhi ve-innemâ enâ neżîrun mubînun

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

Muhtasar Tefsir

فَلَمَّا رَاَوْهُ زُلْفَةً س۪ٓيـَٔتْ وُجُوهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَق۪يلَ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تَدَّعُونَ ٢٧

Felemmâ raevhu zulfeten sî-et vucûhu-lleżîne keferû ve kîle hâżâ-lleżî kuntum bihi tedde’ûne

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

Azabı yaklaşırken gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır; onlara: "Sizin arayıp durduğunuz işte budur" denir.

Muhtasar Tefsir

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَهْلَكَنِيَ اللّٰهُ وَمَنْ مَعِيَ اَوْ رَحِمَنَاۙ فَمَنْ يُج۪يرُ الْكَافِر۪ينَ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ ٢٨

Kul eraeytum in ehlekeniyaAllâhu vemen me’iye ev rahimenâ femen yucîru-lkâfirîne min ‘ażâbin elîmin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Allah, beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; söyleyin, bu takdirde inkarcıları, can yakıcı azabdan kim alıkoyabilir?"

Muhtasar Tefsir

قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِه۪ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَاۚ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ٢٩

Kul huve-rrahmânu âmennâ bihi ve ’aleyhi tevekkelnâs feseta’lemûne men huve fî dalâlin mubînin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah'tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz."

Muhtasar Tefsir

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَصْبَحَ مَٓاؤُ۬كُمْ غَوْرًا فَمَنْ يَأْت۪يكُمْ بِمَٓاءٍ مَع۪ينٍ ٣٠

Kul eraeytum in asbeha mâukum ġavran femen ye/tîkum bimâ-in ma’înin

TürkçeDiyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Suyunuz yere batarsa, söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?"

Muhtasar Tefsir

Mülk Sûresi hakkında

Âyet
30
İniş yeri
Mekke
İniş sırası
77.
Kelime
333
Harf
1.330
Cüz
29.
Sayfa
561
Mülk suresi kaç ayettir?

Mülk Sûresi 30 âyettir.

Mülk suresi Mekki mi Medeni mi?

Mülk Sûresi Mekke'de indirilmiş Mekkî bir sûredir.

Mülk suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?

Mülk Sûresi, mushaf sıralamasında 67. sûredir; iniş sırasına göre 77. sûredir.

Mülk suresi hangi cüzde ve kaçıncı sayfada?

Mülk Sûresi 29. cüzde, mushafın 561. sayfasında başlar.

Surah Al-Mulk in English · Mülk surəsi · Mulk surasi

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma