Kul huve-rrahmânu âmennâ bihi ve ’aleyhi tevekkelnâs feseta’lemûne men huve fî dalâlin mubînin
Meal
De ki: “O Rahmân’dır; O’na inandık ve yalnız O’na güvenip dayandık. Bu sebeple, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında siz de öğreneceksiniz!”
Kur'an Tefsiri
Resûlullah (s.a.s.)’in ölümünü isteyen, onu öldürmek için tuzaklar kuran ve onun ölümüyle getirdiği din ortadan kalkıp rahata kavuşacaklarını sanan müşriklere cevap verilmektedir. (bk. Tur 52/30) Efendimiz (s.a.s.) ve beraberindeki müslümanların ölmeleri veya yaşamaları ayrı bir konu, cehennemin pek acıklı azabından korunmak ayrı bir konudur. Bunları birbirine karıştırmanın bir anlamı yoktur. Çünkü Peygamber (s.a.s.)’in ölmesi veya hayatta kalması, müşriklere bu açıdan hiçbir fayda sağlamayacaktır. Mühim olan kişinin, can yakıcı o azaptan kendini kurtarabilmesidir. Bu, Peygamber’in ölümünü ve davasının bitmesini beklemekle değil, ancak onun getirdiği dine inanıp bağlanmakla mümkün olabilir. O’nun getirdiği din ise, gökleri ve yeri yaratan, yeryüzünü muhteşem bir sofra halinde bize ihsan eden, o yüce kudretiyle hayatın kaynağı olan suları şarıl şarıl akıtan Yüce Allah’ın birliğini tanıyıp, ihlâsla sadece O’na kulluk etmektir. O’nun varlığını ve birliğini tanımak için çok uzaklara gitmeye gerek yoktur.
Yaşadığımız dünya üzerinde toplam 1.360 milyon metreküp su bulunmaktadır. Bu su miktarının ancak % 2,3’ü kullanılabilir niteliktedir. Bugün için dünyada 1, 4 milyar kişi, temiz içilebilir sudan mahrumdur. Yağış yetersizliğinden dolayı, çöllerde kurumuş akarsu yatakları vardır ve buralar insan hayatından yoksun yerler haline gelmiştir. Çöllerin genişlemesiyle birlikte, kullanılabilir su miktarı iyice azalacaktır.
Buna göre, olmadığı takdirde yaşama hakkımızı ve ümidimizi kaybedeceğimiz suyu yerin dibine geçirip yok ettiğinde, Allah’tan başka hangi gücün onu geri getirebileceğini bir düşünsek, problemi çözmüş ve gerçeği anlamış olacağız.
Allah Teâlâ’nın kudretinin sonsuzluğu ve ilminin genişliğine, iyilerle kötülerin durumlarına dair şeylerden; Allah’ın dilemesi hâlinde o kâfirleri batıracağı veya üzerlerine taşlar yağdıracağından bahseden Mülk sûresini, verilen bu bilgilerin Peygamberimiz (s.a.s.)’e Allah tarafından vahyedildiğini, kâfirler vahiy mahsulü bu gerçekleri bazan şiire ve büyüye, bazan deliliğe nispet etseler de, Resûlullah (s.a.s.)’in bu suçlamalardan beri olduğunu ve onların ezâlarına sabretmesi karşılığında Allah Teâlâ’nın onun ecrini büyüteceğini bildirerek ve onun ahlâkının büyüklüğünü ilan ederek başlayan Kalem sûresi takip edecektir:Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- O müşriklere de ki: “O, sizi bir tek kendine ibadet etmeye davet eden Rahman’dır. Biz, bir tek ona iman ettik ve işlerimizde bir tek ona güvendik. Dosdoğru yolda olan kimselerden ayrılarak apaçık dalalete düşenin kimlerin olduğunu -kaçınılmaz olarak- öğreneceksiniz.