Ve-in keżżebûke fekul lî ‘amelî velekum ‘amelukums entum berî-ûne mimmâ a’melu veenâ berî-un mimmâ ta’melûne
Meal
Eğer seni yalanlarlarsa de ki: “Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız sizedir. Siz benim yaptıklarımdan sorumlu değilsiniz, ben de sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim.”
Kur'an Tefsiri
İster müşrik, ister Ehl-i kitap olsun kıyâmete kadar gelecek insanlar arasında Kur’an’a iman eden de olacak, iman etmeyen de olacaktır. Allah dileseydi herkes iman üzere, hidâyet üzere bir araya gelirdi; fakat Allah böyle bir şey dilemediğini haber vermektedir. (bk. En‘âm 6/35; Yûnus 10/99-100) Durum böyle olunca, imanın gereği olarak yeryüzünde ıslah ediciler bulunacağı gibi, şirkin ve inkârın tabii bir sonucu olarak da bozguncular bulunacaktır. Bunların kimler olduğunu ve nasıl bir âkıbetle karşılaşacaklarını da en iyi bilen şüphesiz Allah’tır. Buna göre Peygamber ve onun yolundan gidenlere düşen vazife, dini tebliğ etmek ve ilâhî hakikatleri duyurmaktır. Bunu yaptıktan sonra, yalanlayan, inkâr eden, kötülük ve günahlara düşen insanlara üzülmelerine gerek yoktur. Çünkü herkes kendi yaptığının hesabını verecek, iyi veya kötü karşılığını da yine kendisi alacaktır.
Nitekim:
Muhtasar Tefsir
-Ey Peygamber!- Eğer kavmin seni yalanlarsa onlara de ki: "Benim amelimin sevabı banadır ve amellerimin getireceği şeyi ben yüklenirim. Sizin yaptığınız amellerin karşılığı ise sizedir. Amellerinizin cezasını çekecek olanlar da sizlersiniz. Sizler, benim yaptıklarımın sonucundan berîsiniz, ben de sizin yaptıklarınızın sonucundan beriyim."