Felemmâ câehumu-lhakku min ‘indinâ kâlû inne hâżâ lesihrun mubînun
Meal
Kendilerine tarafımızdan gerçek ulaşınca: “Bu, elbette düpedüz bir sihir!” dediler.
Kur'an Tefsiri
Hz. Mûsâ ve Firavun kıssası da yine Allah Resûlü (s.a.s.)’e, Firavun’un Mûsâ’ya davrandığı gibi davranan müşriklere bir ders olması için zikredilir.
Hz. Mûsâ’ya verilen mûcizeler, asâ ve yed-i beyzâ başta olmak üzere dokuz tanedir. (bk. A‘râf 7/133) Hz. Mûsâ’nın getirdiği açık deliller ve gösterdiği mûcizelere rağmen Firavun ve kavmi kibre kapılıp gerçeği kabule yanaşmadılar. Arınmayı değil günahlara dalmayı tercih ettiler. Hz. Mûsâ’ya sihirbaz, gösterdiği mûcizelere sihir dediler. Mûsâ (a.s.)’ın “gerçek ile sihir” arasında yaptığı ayırıma kulak vermediler. Hatta Hz. Mûsâ’nın, Allah adına tebliğ yapan bir peygamber değil de, kendi dünyevi menfaatlerini kollayan bir sahtekâr olduğunu söyleyecek kadar ileri gittiler ve asla inanmayacaklarını söylediler.
Firavun ise apayrı bir planın peşine düştü:
Muhtasar Tefsir
Firavun ve onun kavminden olan büyük kimseler geldiklerinde Musa ve Harun -aleyhimesselam-`ın getirdiği dindeki, Musa -aleyhisselam-`ın doğruluğuna delalet eden ayetler için şöyle dediler: "Elbette bu, apaçık bir sihirdir. Bu gerçek değildir."