Vekâle mûsâ rabbenâ inneke âteyte fir’avne ve meleehu zîneten ve emvâlen fî-lhayâti-ddunyâ rabbenâ liyudillû ‘an sebîlikes rabbenâ-tmis ‘alâ emvâlihim veşdud ‘alâ kulûbihim felâ yu/minû hattâ yeravû-l’ażâbe-l-elîme
Meal
Mûsâ Allah’a şöyle yalvardı: “Rabbimiz! Elbette sen, Firavun ve onun yakın çevresine dünya hayatında göz kamaştırıcı bir debdebe ve bol servet verdin. Rabbimiz! İnsanları senin yolundan saptırsınlar diye mi, bu nimetleri onlara vermiştin? Rabbimiz! Onların mallarını yok et! Kalplerini de öyle katılaştır ki, o can yakıcı azabı görünceye kadar iman etmesinler!”
Kur'an Tefsiri
Mûsâ (a.s.), peş peşe mûcizeler göstererek Firavun ve kavmini imana davet etti. Fakat onlar her seferinde bu daveti reddettiler ve inanmamakta ısrar ettiler. Kendileri saptıkları gibi başkalarını da Allah yolundan saptırdılar. Hatta İsrâiloğullarına olan zulüm ve işkencelerini günden güne daha da artırdılar. Nihâyetinde, ıslah olmayacakları yolunda kesin kanaate ulaşan Hz. Mûsâ Rabbinden, onların mallarını yerin dibine geçirmesini ve artık inanmamaları için kalplerini iyice sıkmasını istedi. Hârûn (a.s.) da bu duaya amin dedi. Cenâb-ı Hak dualarını kabul buyurdu, fakat aynı zamanda “İsteklerinizin gerçekleşmesi için siz de hiçbir sapma göstermeden üzerinize düşeni yerine getirin ve gerçeği bilmeyenlerin istek ve arzularına kesinlikle uymayın!” (Yûnus 10/89) ikâzını da yaptı. Yani duanın kabulü her şeyin bittiği, yapılacak bir vazifenin kalmadığı ve artık rehavete kapılmanın normal sayılabileceği mânasına gelmemelidir. Ola ki, bir kısım kendini bilmezler, meydana gelen gelişmeleri yanlış yorumlayarak başarının önüne engel olabilirler. Bu bakımdan acele etmemeli, itidali elden bırakmamalı, ister darlık ister genişlik hali olsun dâimâ istikâmet üzere bulunmaya gayret gösterilmelidir.
Dualarının kabulünün ardından Hz. Mûsâ kavmiyle birlikte Mısır’dan harekete geçti:
Muhtasar Tefsir
Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen, Firavun`a ve onun kavminin ileri gelenlerine bu dünya hayatında ziynetler ve mallar verdin. Onlara verdiklerine karşı sana şükretmediler. Aksine bunları, senin yolundan saptırmak için kullandılar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et ve kalplerini katılaştır. Onlara imanlarının fayda vermediği zaman elem verici azabı gördükleri anda ancak o zaman iman ederler.