Velekad bevve/nâ benî isrâ-île mubevvee sidkin verazeknâhum mine-ttayyibâti femâ-ḣtelefû hattâ câehumu-l’ilmuc inne rabbeke yakdî beynehum yevme-lkiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḣtelifûne
Meal
Biz, İsrâiloğulları’nı güzel bir bölgeye yerleştirdik, onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Onlar ise, kendilerine ilim geldikten sonra anlaşmazlığa düştüler. Hiç şüphesiz Rabbin, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda kıyâmet günü aralarında hüküm verecektir.
Kur'an Tefsiri
Cenâb-ı Hak İsrâiloğullarını Firavun’dan kurtardıktan sonra çok verimli ve bereketli arazilere sahip olan Suriye, Filistin ve Mısır’a yerleştirmiştir. Onları çeşitli güzel ve hoş nimetlerle; meyveler, sebzeler, bıldırcın eti ve kudret helvasıyla rızıklandırmıştır. Onlar, kutsal kitaplarında yer alan müjdelerden hareketle son zamanda Hz. Muhammed (s.a.s.)’in peygamber olacağını ve ona Kur’an’ın indirileceğini biliyorlar; henüz gelmeden ona inanıyorlar ve gelmesini bekliyorlardı. Fakat o (s.a.s.) peygamber olarak gönderilince kıskandılar ve ona iman etmediler. (bk. Bakara 2/89, 90, 101) Halbuki ona inen Kur’an, gerçeğin ta kendisi idi:
Muhtasar Tefsir
İsrailoğulları`nı, övülmüş ve razı olunan mübarek Şam beldesine yerleştirmiş, helal ve temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine Tevrat`tan Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-`in özelliklerine dair, okuduklarını doğrulayan Kur`an gelinceye kadar dinlerinde ayrılığa düşmemişlerdi. Onlar, bunu inkâr edince vatanları ellerinden alındı. -Ey Peygamber!- Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. Onlardan haklı olana da haksız olana da her ikisinin de hak ettiği karşılığı verecektir.