Velev şâe rabbuke lece’ale-nnâse ummeten vâhidetenc velâ yezâlûne muḣtelifîne
Meal
Eğer Rabbin dileseydi bütün insanları İslâm üzere tek bir ümmet yapardı. Fakat onlar, kendilerine irade hürriyeti verildiği için haktan ayrılıp farklı farklı yollara gitmekten hiçbir zaman kurtulamazlar.
Kur'an Tefsiri
“İnsanlar başlangıçta tevhid dinine inanan tek bir ümmetti. Sonradan ayrılık ve anlaşmazlığa düştüler” (Yûnus 10/19) âyeti gereğince insanlık başlangıçta bir tek ümmet, bir tek aile idi. Eğer Allah dileseydi hepsini hidâyete erdirir, İslâm üzerinde birlik ve beraberlik halinde tutardı. İman ve küfür bakımından farklı yollara düşmelerine, bölünüp parçalanmalarına izin vermezdi. Fakat Allah Teâlâ böyle dilemediğinden insanlar arasında anlaşmazlıklar hep olagelmiştir; böyle de devam edecektir. Tevhidi kabul edenler olacağı gibi, ona karşı çıkanlar da olacaktır. Ancak Cenâb-ı Hakk’ın rahmetiyle muamele ettiği kimseler anlaşmazlığa düşmeyecek, Hakk’a karşı gelmeyecek, tevhid ve istikâmetten ayrılmayacak, birlik ve beraberlik içinde bir ümmet olacaklardır. Zaten Hak Teâlâ, insanları asıl bu maksatla yaratmıştır. Dünya hayatını da bir imtihan yeri olarak tayin buyurmuştur. En güzel amel işleyenleri ortaya çıkarmak için hayat ve ölümü var etmiştir. (bk. Mülk 67/2) Neticede iyiler cennet yurdunda ağırlanacak; cehennem de insanlar ve cinlerin bedbahtlarıyla tamâmen doldurulacaktır. Bu Allah Teâlâ’nın kesinleşmiş bir sözü, bir hükmü ve bir vaadidir. Hatta o gün cehenneme “doldun mu?” denilir; o da “daha var mı?” der. (bk. Kaf 50/30)
Kur’ân-ı Kerîm’de sık sık anlatılan ibretli peygamber kıssalarının hikmetine gelince:
Muhtasar Tefsir
-Ey Peygamber!- Eğer Rabbin dileseydi hak üzerinde amel etmeleri için onları tek bir millet/ümmet kılardı. Fakat O, bunu dilemedi. Onlar, hevâya ve azgınlığa tabi olmaları sebebi ile ihtilaf etmeye devam etmektedirler.