Meśelu-lferîkayni kel-a’mâ vel-esammi velbasîri ve-ssemî’ic hel yesteviyâni meśelâenc efelâ teżekkerûne
Meal
Bu iki zümre insanın misâli, görmeyen ve duymayan biriyle gören ve duyan kişiye benzer. Hiç bunlar birbirine eşit olabilir mi? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
Kur'an Tefsiri
Bu âyet konuyu hülâsa etmekte, kâfirlerin durumunu işitme ve görme duyularını kaybetmiş kimsenin durumuna; mü’minlerin hâlini de işitme ve görme duyuları çalışan kimsenin hâline benzetmektedir. Yani kâfirler, gerçeği işitmeme ve görmeme bakımından hem kör hem de sağır olan kişi gibidir. Mü’minler ise bu bakımdan hem gören hem de işiten kişi gibidir. Dolayısıyla bunların eşit olması mümkün değildir. Aklını çalıştırıp azıcık düşünen biri, bu misallerden hareketle, iki grup arasındaki mukayese kabul etmeyecek kadar açık olan farkı hemen anlayabilir ve kolaylıkla gerçeği bulabilir.
Nitekim buradan itibaren anlatılmaya başlanan peygamber kıssaları, bu iki zıt grup arasındaki farkı tüm ayrıntılarıyla gözler önüne serecektir. Sıra Hz. Nûh ve kavminin ibret dolu kıssasında:
Muhtasar Tefsir
Bu iki zümrenin (Müminlerle kâfirlerin) durumu, görmeyen kör ve işitmeyen sağır gibidir. Zira kâfirlerin durumu böyledir. Onlar; işiten ve gören kimse gibi, hakkı kabul etmek için dinlemez, kendilerine fayda verecek şekilde bakıp, görmezler. İşte bunların durumu ile görmenin ve işitmenin kendilerinde bir araya geldiği Müminlerin durumu bir olur mu? Bu iki zümrenin hali ve sıfatı hiç aynı olur mu? Asla bir olmazlar. Bunların eşit olmayacağı hususunda hâlâ (düşünüp) ibret almıyor musunuz?