Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Hûd Sûresi Tefsiri

Hûd Sûresi 31. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
وَلَٓا اَقُولُ لَكُمْ عِنْد۪ي خَزَٓائِنُ اللّٰهِ وَلَٓا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَٓا اَقُولُ اِنّ۪ي مَلَكٌ وَلَٓا اَقُولُ لِلَّذ۪ينَ تَزْدَر۪ٓي اَعْيُنُكُمْ لَنْ يُؤْتِيَهُمُ اللّٰهُ خَيْرًاۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْۚ اِنّ۪ٓي اِذًا لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ ٣١

Velâ ekûlu lekum ‘indî ḣazâ-inuAllâhi velâ a’lemu-lġaybe velâ ekûlu innî melekun velâ ekûlu lilleżîne tezderî a’yunukum len yu/tiyehumuAllâhu ḣayrâans Allâhu a’lemu bimâ fî enfusihims innî iżen lemine-zzâlimîne

Meal

“Ben size «Allah’ın hazîneleri benim yanımda» demiyorum, gaybı da bilmiyorum, «şüphesiz ben bir meleğim» de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için: «Allah onlara asla hiçbir iyilik nasip etmeyecek» de diyemem. Onların kalplerinde olan şeyleri Allah daha iyi bilir. Şâyet bunların aksini yaparsam, elbette o zaman ben de zâlimlerden biri olurum.”

Kur'an Tefsiri

İnkarcılara göre bir kişinin peygamber olması için hazinelere sahip olması, gaybı bilmesi, hatta insanlıktan çıkıp melek olması gerekir. Ancak bu şekilde o, sıradan insanların yapamadıklarını yapabilir ve bilemediklerini bilebilir. Nitekim Resûlullah (s.a.s.) zamanındaki müşrikler de ondan dağları altın haline getirmesini, yerden ırmaklar akıtmasını, şifasız dertlere derman olmasını, gökten melek indirerek kendileriyle konuşturmasını istemişlerdi. (bk. İsrâ 17/90-93; Hûd 11/12; En‘âm 6/50)

Münkirlerin bu tür talepleri karşısında Hz. Nûh’un verdiği cevap, peygamberin kimliği ve vazifesinin ne olduğu hakkında net bir çerçeve çizmektedir:

›  “Allah’ın hazineleri benim yanımda değildir.

›  Gaybı da bilmem,

›  Ben bir melek de değilim.

›  Ben sizin gibi bir insanım.

Fakat Allah bana vahyetmekte; ilim, iman ve amel bakımından doğru yolun ne olduğunu bana öğretmekte ve bunları size de öğretmem için bana vazife vermektedir. Şimdi benim davetimi kabul edenlerle etmeyenler aynı değildir. Siz hem benim davetimi kabul etmiyor, hem de kabul edenlerde bir hayır olmadığını söylüyorsunuz. Fakat şu bir gerçek ki, sizin onları hakir görmenizden ötürü onların ecirleri boşa çıkmaz ve sevapları eksilmez. Çünkü Allah, onların içlerinde taşıdıkları iman ve niyetlerini bilmektedir ve ona göre onlara mükâfat verecektir. Onları yanımdan kovarsam veya onlara Allah’ın iyilik vermeyeceğini söylersem zalimlerden olurum. Eğer siz yanlış yolda ve haksız bir tutum ve davranış içindeyseniz, o zaman zalim olanlar sizlersiniz.”

Bunun üzerine Hz. Nûh’la kavmi arasındaki tartışma ve mücadele daha da şiddetlendi:

Muhtasar Tefsir

-Ey Kavmim!- Rızkın içinde olduğu Yüce Allah`ın hazineleri bendedir, iman ederseniz onu size infak ederim, demiyorum. Muhakkak ki ben gaybı biliyorum ve ben meleklerdenim de demiyorum. Bilakis ben de sizin gibi bir beşerim. Sizin gözlerinizin hakir gördüğü ve küçümsediği fakirler hakkında: Allah, onlara kesinlikle başarı ve hidayet vermez, demiyorum. Yüce Allah onların niyetlerini ve amellerini en iyi bilendir. Eğer ben böyle bir iddiada bulunursam Allah`ın azabını hak eden zalimlerden olurum.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma