Velâ yenfe’ukum nushî in eradtu en ensaha lekum in kânaAllâhu yurîdu en yuġviyekumc huve rabbukum ve-ileyhi turce’ûne
Meal
“Eğer taşkınlığınız yüzünden Allah sizi helâk etmeyi dilemişse, ben iyiliğinizi isteyip size ne kadar öğüt de versem, bunun size hiçbir faydası olmayacaktır. O sizin Rabbinizdir ve siz O’na dönmektesiniz.”
Kur'an Tefsiri
اَلْمَجَادَلَةُ (mücâdele), iki hasmın birbirini susturmaya, savundukları görüşten şiddetle vazgeçirmeye çalışması demektir. Dinî hususlarda mücâdele etmek teşvik edilmektedir. Bu sebeple Hz. Nûh ve diğer peygamberler, hakkın üstün gelmesi için kavimleriyle mücâdele etmişlerdir. Neticede hakkı kabul edenler başarılı olup kurtuluşa ermişler; reddedenler ise zarara uğrayanlardan olmuşlardır. Buna mukâbil bâtıl uğruna yapılan mücâdeleler ise zemmedilmiştir.
İlâhî azap, kulların talebine göre değil, Allah’ın dilemesine göre gerçekleşir. Allah dileyip azap gelince kimsenin ona mâni olması ve helâki murat edilenlerden kimsenin ondan kurtulması mümkün değildir.
اَلنُّصْحُ (nush), hayır ve iyilikle alakalı bütün söz ve davranışları ihtiva eden bir kelimedir. Gerçek mânası ise iyilik istemek ve iyi olana kılavuzluk etmektir. Ayrıca bu kelimede, insanları sakındırmak için azgınlık yollarını, izinden gidilmesi için de iyilik ve ahlâkî güzellik yollarını bildirmek mânası da vardır. Peygamberler, toplumlarına nasihat veren insanlardır. Ancak Allah, içine düştükleri günahlar sebebiyle bir fert veya toplumun azgınlığını ve helâkini dilemişse, peygamberlerin nasihatinin onlara bir fayda sağlamayacağı beyân edilmektedir. Çünkü nihâi planda hidâyet de dalâlet de Allah’ın kudret elindedir.
Kıssasının bu noktasında sözü Kur’an’ın indiği ortamla irtibatlandırıp inkar bakımından müşriklerin de Nûh kavbminden farksız olduğunu belşrtmek üzere bir ara cümle olarak buyruluyor ki:
Muhtasar Tefsir
Eğer Allah Teâlâ inadınız sebebi ile sizi dosdoğru yoldan saptırmak istemiş ve sizi hidayet üzere olmakta yardımsız bırakmış ise benim öğüt vermem ve hatırlatmada bulunmam size bir fayda vermez. Sizin Rabbiniz O`dur ve sizin bu durumunuzun sahibi O`dur. O; dilerse sizi saptırır. Sizler, kıyamet günü sadece O`na döndürüleceksiniz. Amellerinize karşılık size hak ettiğiniz karşılığı verecektir.