Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Hûd Sûresi Tefsiri

Hûd Sûresi 84. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًاۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ وَلَا تَنْقُصُوا الْمِكْيَالَ وَالْم۪يزَانَ اِنّ۪ٓي اَرٰيكُمْ بِخَيْرٍ وَاِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ مُح۪يطٍ ٨٤

Ve-ilâ medyene eḣâhum şu’aybâenc kâle yâkavmi-’budûAllâhe mâ lekum min ilâhin ġayruhus velâ tenkusû-lmikyâle velmîzânec innî erâkum biḣayrin ve-innî eḣâfu ‘aleykum ‘ażâbe yevmin muhîtin

Meal

Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber gönderdik. Onlara şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin için O’ndan başka hiçbir tanrı yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın. Ben sizin helâl yoldan kazanmadığınız bol nimetler içinde yaşadığınızı görüyorum. Böyle giderse, hepinizi azabıyla çepeçevre kuşatacak bir günün gelivermesinden sizin adınıza korkuyorum.”

Kur'an Tefsiri

Hz. Şuayb da diğer peygamberler gibi kavmini öncelikle tevhide davet etti. Medyen halkı daha çok ticaretle meşgul olur, ölçü ve tartıda haksızlık yaparlardı. Rivayete göre bunların biri diğerinden daha büyük olmak üzere iki ölçü, iki de tartı birimi vardı. Başkalarından bir şey alırken büyük ölçekle tam olarak tartmalarını isterler, kendileri başkalarına bir şey tarttıkların da ise küçük ölçeği kullanarak eksik tartarlardı. Şuayb (a.s.) onları bu günahtan sakındırdı. Ölçü ve tartıda noksanlık yapmamalarını istedi. Aslında buna ihtiyaçları da yoktu. Çünkü nimet ve bolluk içinde yaşıyorlardı. Bolluk içinde olmanın gereği haksızlık yapmak değil, insanların haklarını gözetmek, halkın yararına hizmet etmek ve Allah’a şükretmekti. Böyle davranmayıp, aksine ölçü ve tartıda noksanlık yapmak, hem elde olan nimetlerin hebâ olmasına sebep olacak, hem de herkesi kuşatacak büyük bir azabın gelmesini hızlandıracaktı. İşte Hz. Şuayb, kavminin böyle topyekün helâke uğramasından korktuğu için onlara nasihat etti; ölçü ve tartıyı adâletle, tam olarak yerine getirmelerini, insanlara haksızlık yapmamalarını, onların mallarının değerini düşürmemelerini ve yeryüzünde fesat çıkararak kötülük yapmamalarını öğütledi. Eğer gerçekten mü’min iseler Allah’ın bakiyyesinin; yani Allah’ın helâlinden onlara nasip edeceği o temiz ve helâl kazancın kendileri için daha hayırlı olduğunu bildirdi. Eğer nasihatlerini dinleyip günahtan vazgeçmezlerse, üzerlerine bir bekçi olmadığını, vazifesinin sadece tebliğ olduğunu hatırlattı.

Alış-veriş yaparken hile ve laf kalabalığı ile malı câzip göstermek yanlış bir davranıştır. Çünkü böyle yapmakla Allah’ın o kimse için takdir ettiği rızık artmayacağı gibi, aksine rızkın bereketi de gider. Bu şekilde haksız yollarla mal biriktirenlerin malını Allah bir anda tamamen yok eder ve sahibine de malın her bir zerresinin mesuliyeti kalır. Şu hâdise buna ne güzel misaldir: Fazla gözüksün diye süte su katan bir adamın bütün inekleri bir sel felâketine maruz kalarak telef olup gider. Firâset sahibi küçük kızı, gaflet içindeki babasına: “Babacığım süte kattığın sular birikti birikti, sonunda inekleri telef etti” der.

Azgın kavmin Hz. Şuayb’ın nasihatlerine kulak verecek halleri yoktu:

Muhtasar Tefsir

Medyen`e, kardeşleri Şuayb`ı gönderdik. O, kavmine şöyle dedi: Ey kavmim! Yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka ibadete layık olan bir ilahınız yoktur. İnsanlara ölçüp tarttığınız zaman ölçü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben, sizi nimet ve rızık bakımından bolluk içinde görüyorum. Sakın Allah`ın nimetlerini günahlar ile değiştirmeyin. Ben, sizin adınıza, sizden her kimseyi kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum. O azaptan ne kaçacak ne de sığınacak bir yer bulabilirsiniz.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma