Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Yûsuf Sûresi Tefsiri

Yûsuf Sûresi 100. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
وَرَفَعَ اَبَوَيْهِ عَلَى الْعَرْشِ وَخَرُّوا لَهُ سُجَّدًاۚ وَقَالَ يَٓا اَبَتِ هٰذَا تَأْو۪يلُ رُءْيَايَ مِنْ قَبْلُۘ قَدْ جَعَلَهَا رَبّ۪ي حَقًّاۜ وَقَدْ اَحْسَنَ ب۪ٓي اِذْ اَخْرَجَن۪ي مِنَ السِّجْنِ وَجَٓاءَ بِكُمْ مِنَ الْبَدْوِ مِنْ بَعْدِ اَنْ نَزَغَ الشَّيْطَانُ بَيْن۪ي وَبَيْنَ اِخْوَت۪يۜ اِنَّ رَبّ۪ي لَط۪يفٌ لِمَا يَشَٓاءُۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ ١٠٠

Verafe’a ebeveyhi ‘alâ-l’arşi veḣarrû lehu succedâens vekâle yâ ebeti hâżâ te/vîlu ru/yâye min kablu kad ce’alehâ rabbî hakkâans vekad ahsene bî iż aḣracenî mine-ssicni vecâe bikum mine-lbedvi min ba’di en nezeġa-şşeytânu beynî vebeyne iḣvetîc inne rabbî latîfun limâ yeşâuc innehu huve-l’alîmu-lhakîmu

Meal

Annesiyle babasını tahtına oturttu. Hepsi birlikte onun önünde saygıyla eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım, daha önce gördüğüm rüyânın tâbiri işte budur. Rabbim o rüyâyı gerçekleştirdi. Ayrıca şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten kurtararak ve sizi çölden buraya getirerek Rabbim bana büyük ihsânlarda bulundu. Doğrusu Rabbim, her ne dilerse onu pek güzel bir şekilde ve insanların göremeyeceği bir incelik içinde yerine getirir. Şüphesiz O, evet O, her şeyi hakkiyle bilen, her işi ve hükmü hikmetli ve sağlam olandır.”

Kur'an Tefsiri

Hz. Yûsuf, Mısır’a gelen ana-babası ve diğer aile fertlerini büyük bir memnuniyet ve sevinç içerisinde karşıladı. Daha önce erzak almak için gelen kardeşlerini üç kez görmüştü. Fakat ana-babasını uzun seneler hiç görememişti. Bu sebeple onlara duyduğu hasret daha fazlaydı. Onları görür görmez yanına aldı, bağrına bastı, hasret giderdi. Sonra hepsine emniyet ve huzur içinde; kimseden korkmadan ve hiçbir şeyden çekinmeden Mısır’a yerleşmelerini söyledi.

Yûsuf (a.s.)’ın bu hoşgörüsü, müsamahası, misâfirperverliği ve lutufkâr tavrı karşısında gelenlerin hepsi son derece memnun oldular. Onun ne kadar affedici, kerîm, şerefli ve güzel bir insan olduğunu bu defa daha yakından anladılar. Hep birlikte onun huzurunda saygıyla eğildiler. Böylece onu selamlayıp, ona olan hürmet ve tâzimlerini sundular. Buradaki secde, kesinlikle bir ibâdet secdesi değil, o dönemde gelenek olan bir selamlaşma ve saygı hareketidir. Çünkü onların âdetine göre secde, selamlama ve saygı gösterme mânası taşımaktaydı. Nitekim bazı toplumlarda insanların, birbirlerine tâzim ve saygı göstermek maksadıyla ayağa kalkmayı, el öpmeyi, musâfaha yapmayı… âdet edindikleri bir gerçektir.

Annesi, babası ve kardeşlerinin tabii olarak huzurunda eğildiklerini ve kendisine tâzimlerini arzettiklerini gören Yûsuf (a.s.), daha önce gördüğü rüyayı hatırladı. Babasına hitap ederek, tahdîs-i nimet kabilinden, bu manzaranın gördüğü o rüyanın bir neticesi olduğunu; Allah Teâlâ’nın onu gerçek çıkardığını söyledi. Peşinden de, hapisten kurtulması ve tüm ailesinin Mısır’a gelmesi gibi Cenâb-ı Hakk’ın kendisine olan hususi ikram ve ihsanlarını zikretti. Ondaki affedicilik, sabır ve tahammüle bakalım ki, kardeşleriyle arasında olup biten meselelerde suçu şeytana yüklediği gibi, suçlarını hatırlayıp üzülmemeleri için ne kuyuya atılmasından ne de oradan kurtuluşundan hiç bahsetmedi.

Allah Teâlâ’nın Latîf ism-i şerifinde iki mâna vardır:

  Nihâyetsiz lutuf sahibi, kullarına bol bol ihsan eden, nimet veren.

  Murad ettiği işleri yoluna koymak ve neticeye erdirmek için çok ince ve çok güzel tedbirler alan; işlerin inceliklerini çok iyi bilen, rıfk ile muamele eden.

Fiildeki rıfk yani yumuşaklıkla anlayış ve kavrayıştaki letâfet bir araya geldiğinde lütfun mânası tam olarak gerçekleşir. Bunun ilim ve fiilde kemâli ise sadece hakiki Latîf olan Allah Teâlâ’ya mahsustur. Kulun bu isimden alacağı nasip ise, insanları Allah’a davet ve onları âhiret nimetlerine eriştirmek hususunda, aynen Hz. Yûsuf’un yaptığı gibi, sertlik, ayıplama ve düşmanlığa sapmadan son derece yumuşak ve lutufkâr olmaktır.

Yûsuf (a.s.) sonra Rabbine yönelerek şöyle niyaz etti:

Muhtasar Tefsir

Yusuf kendi oturduğu tahtın üzerine babasını ve anasını oturttu. Babası, annesi ve on bir kardeşi ona secde etmek için önünde eğildiler. Bu secde, rüyada olduğu gibi Allah`ın emrini gerçekleştirmek için yapılan saygı secdesi idi, ibadet secdesi değildi. Bundan dolayı Yusuf -aleyhisselam- babasına şöyle dedi: Bu sizin beni secde ile selamlamanızdır. Bu, daha önceden gördüğüm ve sana anlattığım rüyamın açıklamasıdır. Rabbim bu rüyayı hakikate dönüştürdü. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi de çölden getirerek bana ihsanda bulundu. Şüphesiz Rabbim dilediği şeyi idare etmesinde lütuf sahibidir. Şüphesiz O, kullarının durumlarını hakkıyla bilendir. İşlerini idare etmede hikmet sahibidir.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma