Żâlike min enbâ-i-lġaybi nûhîhi ileykes vemâ kunte ledeyhim iż ecme’û emrahum vehum yemkurûne
Meal
Rasûlüm! Sana bildirdiğimiz bu kıssa gayb haberlerindendir. Yoksa, Yûsuf’un kardeşleri sinsice planlar kurup bunu gerçekleştirmek için bir araya geldiklerinde sen onların yanında değildin.
Kur'an Tefsiri
Kureyş müşrikleri ve bir kısım yahudiler, Resûlullah (s.a.s.)’i zor durumda bırakmak için Yûsuf kıssasını sordular. İsrâiloğulları’nın Mısır’a niçin gittiklerini anlatmasını istediler. Fakat Peygamberimiz’in bu konuda hiçbir bilgisi yoktu. (bk. Yûsuf 12/3) Çünkü o (s.a.s.), ne Yûsuf’u kuyuya atmak için dolap çeviren kardeşlerinin yanında bulunmuştu. Ne de sırf oyun olsun diye ona bunu sormak için gizlice konuşup karar veren müşriklerle yahudi bilginlerinin meclisine katılmıştı. Allah Teâlâ, vahiyle Efendimiz (s.a.s.)’e kıssayı en güzel ve en doğru bir şekilde haber verdi. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), bunu kendilerine anlatınca hepsinin hemen müslüman olacaklarını ümit ediyordu. Fakat pek çoğu iman etmediler. Cenâb-ı Hak, ne kadar şiddetle istese ve bu uğurda kendini helak edercesine gayret gösterse de insanların çoğunun iman etmeyeceğini haber vererek, fıtratı insanlığa ve tüm varlığa merhametle yoğrulmuş Efendimiz (s.a.s.)’i teselli buyurdu. Ona düşen vazifenin, insanlardan maddi en küçük bir menfaat beklemeksizin, sadece Allah rızâsını kastederek tebliğe devam etmek olduğunu bildirdi. Çünkü Kur’an, ancak akıllı varlıklar için bir öğüt ve hatırlatmadır. Dolayısıyla ancak aklını kullanabilenler onun ayetleri üzerinde düşünebilir, anlayabilir, ondan gerekli dersi alarak iman edebilir. Aklı olmayanların veya akılları nefsâniyetlerinin esaretine girenlerin ise Kur’an’ın öğütlerinden ders alıp imana gelmeleri zordur:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul- Yusuf ve kardeşlerinin kıssasını sana vahyediyoruz. Senin bu kıssa hakkında hiç bir ilmin yoktu. Yusuf`un kardeşleri onu kuyunun dibine atmak için karar aldıklarında ve bunun için hileler kurduklarında sen orda değildin. Ancak biz bunları sana vahyettik.