Kâlet feżâlikunne-lleżî lumtunnenî fîhis velekad râvedtuhu ‘an nefsihi festa’sames vele-in lem yef’al mâ âmuruhu leyuscenenne veleyekûnen mine-ssâġirîne
Meal
Bu anı bekleyen Aziz’in hanımı şunları söyledi: “Kendisine gönlümü kaptırdım diye beni kınadığınız genç işte bu! Gerçekten de ben onun nefsinden murat almak istedim, fakat o namuskârlık gösterip reddetti. Eğer kendisine emrettiğim şeyi yine yapmazsa, başka yolu yok, kesinlikle zindana atılacak; elbette zelil ve perişan olacaktır!”
Kur'an Tefsiri
Anlaşılan o ki, Aziz’in hanımı gibi, tutulduğu aşk sebebiyle onu kınayan diğer hanımlar da toplumun sosyete kesimine mensup kimselerdi. Aralarında yaptıkları konuşmalar ve Aziz’in hanımının, giriftar olduğu gayr-i ahlâkî teşebbüsünde kendini haklı göstermek için tertiplediği plan, o dönemde Mısır yüksek sosyete sınıfının ahlâken ne kadar süflîleştiğini gözler önüne serer. Hele Aziz’in hanımının: “Gerçekten de ben onun nefsinden murat almak istedim, fakat o namuskârlık gösterip reddetti. Eğer kendisine emrettiğim şeyi yine yapmazsa, başka yolu yok, kesinlikle zindana atılacak; elbette zelil ve perişan olacaktır!” (Yûsuf 12/32) sözü ve diğer hanımların da buna tepkisiz kalması, orada büyük bir hayâsızlığın varlığına işaret eder. Âyet-i kerîmelerin resmettiği tabloya göre, adına “ilerleme” denilen bu câhiliye rezâletinin yeni bir hadise olmadığı anlaşılır. Çünkü bu modanın, bundan binlerce yıl önce Mısır’da tüm haşmetiyle yürürlükte olduğu açıkça görülür.
Saray sosyetesinin böylesine süflî tutum ve davranışlarına karşı Yûsuf (a.s.)’ın sergilediği yüksek seviyedeki şu iffet ve hayâ hâli ne kadar takdire şayandır:
Muhtasar Tefsir
Aziz`in karısı, kadınların düştüğü bu hali görünce onlara şöyle dedi: İşte sevgisinden dolayı beni ayıpladığınız genç budur. Ben, onu baştan çıkarmak istedim. O ise bundan kaçındı. Eğer gelecekte ondan istediğimi yapmazsa kesinlikle hapse girecek ve zillete uğrayanlardan olacaktır.