Kâlû cezâuhu men vucide fî rahlihi fehuve cezâuhuc keżâlike neczî-zzâlimîne
Meal
Onlar da: “Bizim kanunlarımıza göre bunun cezası, çalınan su kabı kimin yükünde bulunursa, o kişinin köle olarak alıkonmasıdır. İşte hırsızlık yapan zâlimleri biz böyle cezalandırırız” diye cevap verdiler.
Kur'an Tefsiri
Yûsuf (a.s.), kardeşlerinin yüklerini hazırlattığı sırada kimse farkında olmadan su kabını Bünyamin’in yükü içine koydu. Yükler tamamlandı ve kafile yola koyulma hazırlıklarına başladı. Fakat su kabı ortalıkta yoktu. Bunu fark eden bir dellal, muhtemelen Yûsuf’un görevlendirmesiyle, yüksek sesle: “Ey kâfile! Durun, gitmeyin! Sizler hırsızsınız!”diye bağırmaya başladı. Hadisenin iç yüzünden habersiz olan kardeşler, böyle bir ağır itham karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler. Gördükleri bu kadar izzet ve ikramın arkasından, hırsızlık gibi insan onurunu ayaklar altına seren bir suçla teşhir ve itham edilmeleri olacak şey değildi. Dolayısıyla suçu kabullenmediler ve kendilerinden gayet emin bir vaziyette âdeta: “Siz neyinizi kaybettiniz, ne arıyorsunuz? Durun bakalım, telaşa kapılarak her önünüze çıkanı hemen hırsızlıkla suçlamayın. Bize hırsızlık yakışmadığı gibi, size de böyle konuşmak yakışmaz. Biz hırsız olmadığımız gibi, belki sizin de bir şeyiniz çalınmamıştır. Belki de çalındığını düşündüğünüz şeyi bir yerde unutmuş da olabilirsiniz” dediler. Bu kez dellâl ve arkadaşları sözlerine biraz daha çekidüzen vererek, kralın su kabını kaybettiklerini, onu aradıklarını ve onu getirene bir deve yükü erzak vereceklerini söylediler. Yûsuf’un kardeşleri ise yeminlerle, tekitlerle kendilerinin asla hırsız olmadıklarını, bu yere bozgunculuk yapma gibi bir niyetle gelmediklerini, bu gerçeği onların da bildiğini ifade ettiler. Fakat önceden kurulmuş bir plan tatbik edilmekteydi ve mutlaka bir neticeye ulaşmak gerekiyordu. Bu sebeple görevliler, onların gayet samimi ve doğru konuştuklarını bilmekle beraber, olaya son noktayı koymak üzere, “biz çalmadık, hırsız değiliz” diyorsunuz ama, “diyelim ki, düşük ihtimalde olsa, aradığımız şey sizin yanınızda çıkarsa bu suçun cezası nedir, bunu söyler misiniz?” diye sordular. Onlar da babaları Yâkub’un şeriatine göre lazım gelen cezayı söylediler. O da: “Malı çalan kişinin, çaldığı o mal karşılığında tutuklanması; hizmetçi veya köle edilmesi” idi. Böylece işe yarayacak cevabı bizzat onların ağızlarından almış oldular:
Muhtasar Tefsir
Yusuf`un kardeşleri onlara şöyle dediler: Bizde hırsızın cezası çalınan mal kimin yükünde çıkarsa, o kişinin kendisi malını çaldığı kimseye köle olarak teslim edilir. İşte biz hırsızları, köle olarak edinmek ile cezalandırırız.