Felemmâ en câe-lbeşîru elkâhu ‘alâ vechihi fertedde basîrâans kâle elem ekul lekum innî a’lemu minaAllâhi mâ lâ ta’lemûne
Meal
Nihâyet müjdeci gelip gömleği Yâkub’un yüzüne sürünce o derhal görmeye başladı. Büyük bir heyecanla: “Ben size, Allah’tan gelen vahiy ile sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum, dememiş miydim?” diye haykırdı.
Kur'an Tefsiri
Yâkub (a.s.), çocuklarının, işledikleri hata sebebiyle kendileri için bağışlanma dilemesi taleplerine hemen icâbet etmemiş, bunu bir müddet ertelemiştir. Çünkü yaptıkları hata çok büyük bir hata idi ve onlara gönlü kırıktı. Üstelik bu hatayı Yûsuf’a karşı yaptıklarından dolayı araya kul hakkı girmişti. İlâhî mağfiretin talep edilmesi ve onun gerçekleşmesi için Yûsuf’un da hakkını helâl etmesi gerekmekteydi. Bu sebeple Yakup (a.s.), onları Yûsuf’la helâlleştirinceye kadar istiğfarı tehir etmiştir.
Nitekim kul hakkının ehemmiyeti ve ölmeden önce mutlaka helâlleşmek gerektiği hususunda Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Her kimin kardeşine ırzında, şeref ve haysiyetinde yahut herhangi bir hususta yaptığı bir haksızlığı varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı bir gün gelmeden önce o haksızlıktan dolayı ondan helâllik dilesin. Çünkü helâllik dilemese eğer sâlih bir ameli varsa, yaptığı haksızlığı kadar o sâlih amelinden alınır. Eğer iyilikleri yoksa bu sefer haksızlık yaptığı arkadaşının günahlarından alınır ona yükletilir.” (Buhârî, Mezâlim 10)
Yûsuf (a.s.)’ın daveti üzerine tüm aile fertleri toplanıp Mısır’a doğru yola çıktılar. Kervanın yaklaştığını haber alan Yûsuf (a.s.), onları karşılamak üzere şehir dışında bir karargâh kurdu. Nihâyet kervan sevinç gösterileri içinde oraya vardı:
Muhtasar Tefsir
Yakup`u sevindirecek müjdeci gelip Yusuf`un gömleğini yüzüne bırakınca, görmeye başladı. Çocuklarına dedi ki: "Ben size Allah`ın lütuf ve ihsanı ile sizin bilmediğinizi bilirim demedim mi?"