Rabbenâ innî eskentu min żurriyyetî bivâdin ġayri żî zer’in ‘inde beytike-lmuharrami rabbenâ liyukîmû-ssalâte fec’al ef-ideten mine-nnâsi tehvî ileyhim verzukhum mine-śśemerâti le’allehum yeşkurûne
Meal
“Rabbimiz! Ben zürriyetimden bir kısmını senin her türlü hürmete lâyık Mukaddes Evin’in yanında ekin bitmeyen bir vâdiye yerleştirdim. Rabbimiz, namazı dosdoğru kılsınlar diye böyle yaptım. Sen de insanlardan bir kısmının gönlünü onlara yönlendir ve onları çeşitli ürünlerle rızıklandır ki sana şükretsinler.”
Kur'an Tefsiri
İbrâhim (a.s.), Cenâb-ı Hak’tan aldığı bir işaretle eşi Hâcer’le oğlu İsmâil’i Mekke’ye götürüp Kabe yakınlarında ziraata elverişli olmayan, çorak bir vadiye yerleştirir. Bu sırada Hz. İbrâhim bu vadinin güzel bir yerleşim merkezi ve emin bir belde haline gelmesi için, oraya her taraftan çeşitli meyvelerin, sebzelerin ulaşması için Allah’a dua eder. (bk. Bakara 2/126) Zürriyetini de oraya sırf “Namazı dosdoğru kılmaları için” getirip yerleştirdiğini söyler. Yâni “Rabbim, ben onları, faydalanılacak ve rızıklanılacak her türlü şeyden mahrum olan bu kurak vâdîye sırf senin Beyt-i Harem’inin yanında namaz kılsınlar diye yerleştirdim” der. Dolayısıyla onun bu faaliyetinde dünyevi bir gâye gütmediği anlaşılmaktadır. Burada, zekât, oruç ve hac gibi öteki ibâdetlerin yanında bilhassa namazın zikredilmesi, onun üstünlüğü ve Beytullâh’ın Sadece namaz ve namaz hükmündeki diğer ameller için olması sebebiyledir. Nefsi tezkiye ve kalbi tasfiye için lazım gelen en mühim vasıta da yine namazdır.
Allah Teâlâ, İbrâhim (a.s.)’ın bu duasını kabul buyurmuştur. Bu surenin nâzil olduğu dönemde Arabistan’ın her tarafından bir çok insanın hac ve umre için Mekke’ye gelmesinin ve bugün de dünyanın her tarafından insanların seller gibi akıp orada toplanmasının sebebi bu duadır. Bununla birlikte o bölge, tamamen kurak olmasına ve hayvanlar için bile hiç bitki yetişmemesine rağmen, senenin her mevsiminde çeşit çeşit meyve ve sebzelerle doludur.
Hz. İbrâhim, eşini ve çocuğunu Beytullah’ın yanında bırakıp onları Allah’a emanet ettiğinde gönlünden kopup gelen içli yakarışlarla Rabbine şöyle yalvardı:
Muhtasar Tefsir
Rabbimiz! Zürriyetimden olan oğlum İsmail ve oğullarını ekin bitmeyen, su çıkmayan Beytu`l Haram`ın yanında bir vadiye (Mekke`ye) yerleştirdim. Rabbimiz! Namazlarını dosdoğru kılmaları için bunu böyle yaptım. -Ey Rabbim!- İnsanların kalplerini onlara çevir ki, onları ve bu beldeyi sevsinler. Onları ürünlerle rızıklandır, umulur ki onlara vermiş olduğun nimetlerden dolayı sana şükrederler.