Yetevârâ mine-lkavmi min sû-i mâ buşşira bihic eyumsikuhu ‘alâ hûnin em yedussuhu fî-tturâbik elâ sâe mâ yahkumûne
Meal
Kendisine verilen müjdenin güya kötülüğü yüzünden halktan gizlenir, köşe bucak kaçar. Şimdi ne yapsın: Böyle alçaltıcı bir duruma rağmen o bîçareyi yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün? Şuna bakın, ne kötü hüküm veriyorlar!
Kur'an Tefsiri
Bir kısım Arap kabileleri meleklerin Allah’ın kızları olduğunu söylerdi. Kur’ân-ı Kerîm, zaman zaman onların bu yanlış düşüncelerine temas eder ve böyle bir şeyin asla mümkün olamayacağını, Allah Teâlâ’nın bu tür noksanlıklardan sonsuz derecede temiz ve yüce olduğunu beyân eder. (bk. Saffât 37/149-153; Zuhruf 43/19)
Diğer taraftan cahiliye Arapları kız çocukla erkek çocuk arasında ayırıp yaparlardı. Erkek çocukları beğenip onları kendi öz evlatları sayarlarken, kız çocuklarından hoşlanmaz, onları kötü görür ve başlarından atarcasına onları Allah’a nispet ederlerdi. Erkek çocukları olduğu zaman sevinir, göğüslerini gere gere dolaşır; kız çocukları doğduğu zaman ise nereye kaçıp gizleneceklerini bilemez, üzülür, öfkelenir, yüzleri simsiyah kesilir ve ne yapacaklarını şaşırırlardı. Böyle alçaltıcı bir duruma katlanmakla, o kız çocuğunu toprağa gömmek arasında kararsız kalır, bocalayıp dururlardı. (bk. İsrâ 17/31; Tekvîr 81/8-9)
Onların kız çocuğu istememelerinin iki mühim sebebi vardı:
› Maişet darlığı, geçim sıkıntısı,
› Namus meselesi. Çünkü Araplar arasında ardı arkası kesilmeyen savaşlar olur, savaşlarda kadınlar kızlar esir alınır, cariye olarak alınıp satılırlardı. Bu durum, namusuna çok düşkün olan bir Arap için son derece onur kırıcıydı.
İslâm, bu cahiliye âdetini kaldırıp erkekle kız çocuğu eşit seviyede tutmuş, hatta kız çocuklarının yetiştirilmesine ayrı bir önem vermiştir. Hz. Aişe şöyle anlatıyor:
“Beraberinde iki kız çocuğu bulunan bir kadın yanıma geldi. Benden bir şeyler istedi. Yanımda bir tek hurmadan başka bir şey yoktu. Ona bu hurmayı verdim. O kadın da hurmayı alarak iki kız çocuğu arasında paylaştırdı, kendisi de ondan hiçbir şey yemedi. Sonra kızları ile birlikte çıkıp gitti. Resûl-i Ekrem (s.a.s.) yanıma girince ona kadının durumunu anlattım. Efendimiz şöyle buyurdu: «Her kim bir ve daha fazla kız çocuğuyla imtihan olunur da onlara iyilikte bulunursa o kız çocukları onun için cehennem ateşine karşı bir perde teşkil eder.»” (Buhârî, Edeb 18; Müslim, Birr 147)
Hadis-i şerifte kız çocuklarının bir imtihan vesilesi olduğuna işaret edilmekte; onlara karşı sabırla hareket edip iyilikte bulunmanın ve güzel davranmanın, ateşten koruyucu bir kalkan olduğu haber verilmektedir.
Resûlullah (s.a.s.): “Her kim büluğ çağına erişinceye kadar iki kız çocuğuna bakacak olursa kıyamet gününde benimle şu halde olur” buyurarak parmaklarını birbirine bitiştirmiştir. (Müslim, Birr 148)
İşte İslâm, bunun gibi olumlu ve yapıcı telkinlerle kız çocuklarıyla ilgili cahiliye toplumunda oluşan yanlış düşünce ve adetleri ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Ama yine de bâtıl inançlarında inatla devam edenler vardır. Asıl sebep âhirete imanın olmayışıdır:
Muhtasar Tefsir
Kendisine kız çocuğunun doğduğu haberi verilince bu haberin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir ve saklanır. Kendi kendine şöyle söylenir: "Utanç ve kırgınlıkla bu kızı yanımda mı tutayım, yoksa onu diri diri gömerek toprağın altına mı saklayayım?" Müşriklerin verdikleri hüküm ne kadar da kötüdür. Öyle ki, kendi nefisleri için hoş görmedikleri hükmü Rableri için vermişlerdir.