Vece’alnâ-lleyle ve-nnehâra âyeteynis femahavnâ âyete-lleyli vece’alnâ âyete-nnehâri mubsiraten litebteġû fadlen min rabbikum velita’lemû ‘adede-ssinîne velhisâbec vekulle şey-in fassalnâhu tafsîlân
Meal
Biz geceyle gündüzü kudretimizin büyüklüğünü gösteren iki delil yaptık. Onların her biri için de bir alâmet var ettik. Sonra gecenin alâmetini sildik. Gündüzün alâmetini ise bizatihî ışıklı ve aydınlatıcı kıldık ki, hem Rabbinizin lutfedeceği nimetleri araştırıp elde edesiniz, hem de yılların sayısıyla birlikte zamanı hesaplamayı bilesiniz. İşte biz, her bir şeyi böylesine yerli yerine koyup tüm ayrıntılarıyla açıkladık.
Kur'an Tefsiri
Geceyle gündüz, Allah Teâlâ’nın sonsuz kudretini, nihâyetsiz ilim ve hikmetini gösteren ne muazzam iki azamet tecellisidir. Bunlar başlı başına iki delil iken, Cenâb-ı Hak biri geceye, diğeri de gündüze ait olmak üzere iki alâmet daha var etmiştir. Bunlar hakkında iki izah vardır:
Birinci izaha göre, gecenin alâmeti karanlık, gündüzün alâmeti ise aydınlıktır. Allah Teâlâ her gün gecenin karanlığını gidermekte, yerine gündüzün etrafımızı aydınlatan, çalışıp maişetimizi temine zemin hazırlayan aydınlığını getirmektedir.
İkinci izaha göre ise gecenin alâmeti “ay”, gündüzün alâmeti ise “güneş”tir. Yüce Allah ayın ışığını silmiş, güneşi ise bizatihî ışıklı ve aydınlatıcı kılmıştır. Gerçekten ay ışıksızdır, kendiliğinden ışık vermez, sadece güneşten aldığı ışığı yansıtır. Ancak âyetteki “sildik” ifadesi, ayın da bir zamanlar ışık verici bir cisim olduğunu, sonradan ışığının giderildiğini göstermektedir. Nitekim İbn Abbas (r.a.)’ın: “Vaktiyle ay da güneş gibi ışık verirdi; sonra onun aydınlığı giderildi. Ayın üzerindeki karaltı o gidermenin izidir” dediği nakledir. (İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân, III, 27) Bir gün gelecek güneş de ışık ve ısısını kaybedecek, sisteminde bulunan gezegenlerde hayat sona erecek ve kıyamet kopacaktır. (bk. Tekvîr 81/1)
Sayılan bu nimetlerin insanlığa olan faydalarından üçüne yer verilir:
› Gündüz vakti çalışıp Allah’ın lütfedeceği helâl rızıklardan maişetimizi temin etmek,
› Geceyle gündüz sayesinde günlerin, ayların ve yılların sayısını tespit edip takvim yapabilmek,
› Hesâbı bilmek; namaz, zekât, oruç ve hac gibi ibâdet vakitlerini ve diğer gerekli vakitleri tayin etmek.
Bununla birlikte bu devr-i dâimin bir gün son bulacağını, dolayısıyla dünyanın değerini dünya hayatının mahdut sınırlarına göre, âhiretin değerini ise âhiret hayatının ebediliğine göre hesap etmek gerektiğini; dünyayla ilgili hesap ve kitabımızı iyi takip ederken âhiret hesabından gafil kalmamamız lazım geldiğini idrak etmektir. Zira kişinin iyi veya kötü yaptığı her iş, onun amel defterine tüm detaylarıyla kaydedilmekte olup, mahşer günü hesap buna göre yapılacaktır:
Muhtasar Tefsir
Gece ve gündüzü Allah`ın vahdaniyetini/birliğini ve kudretini gösteren iki alamet/işaret olarak yarattık. Çünkü gece ve gündüz arasında, uzama-kısalma, sıcaklık-soğukluk bakımından farklılıklar vardır. Geceyi dinlenip istirahat etmek için karanlık kıldık. Gündüzü ise aydınlık kıldık ki, Allah`ın lütfundan sizin için takdir ettiği rızkı arayın. Gece ve gündüzü birbirlerini takip eder şekilde yarattık. Umulur ki bununla senelerin sayısını ve ihtiyaç duyduğunuz vakitlerin, ayların, günlerin ve saatlerin hesabını öğrenirsiniz. Her şeyi gereği gibi açıklayıp, beyan ettik. Böylece her şey birbirinden ayırt edilir hale geldi ve hak üzere olan ile batıl üzere olan ortaya çıkmış oldu.