Vemen erâde-l-âḣirate vese’â lehâ sa’yehâ vehuve mu/minun feulâ-ike kâne sa’yuhum meşkûrân
Meal
Kim de âhiret hayatını ister ve bir mü’min olarak bütün gücüyle onu kazanmaya çalışırsa, işte bunların çalışmaları Hak katında kabul görüp güzel karşılık bulur.
Kur'an Tefsiri
Âhireti hesaba katmaksızın sadece dünyayı isteyen, niyeti ancak dünyalık elde etmek olan ve bunun için çalışan insanlar, bu istediklerinin hepsine değil, ancak Allah Teâlâ’nın müsaade buyurduğu kadarına erişebileceklerdir. Âhirete imanları olmadığı için de öteki dünyada kınanmış ve kovulmuş bir halde cehenneme atılacaklardır. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:
“Dünya hayatını, onun göz kamaştırıcı süsünü ve şatafatını arzulayanlara, bu gayeye yönelik yaptıkları çalışmaların karşılığını dünyada tastamam veririz. Onlar bu hayatta hiçbir haksızlığa uğratılmazlar. Fakat onlar öyle kimselerdir ki, kendileri için âhirette ateşten başka bir şey yoktur. Dünyada yaptıkları şeyler orada tamamen boşa gidecektir. Çünkü, iyilik nâmına yaptıkları işler, inanç ve iyi niyetten yoksun olduğu için, hiçbir değer taşımamaktadır.” (Hûd 11/15-16)
Çalışmalarında niyet ve hedefi âhiret sermayesi elde etmek olanlara gelince, Cenâb-ı Hak tarafından bu yaptıkları kabul edilecek ve bunlara büyük mükâfatlar verilecektir.
Burada bir amelin Hak katında makbul olması için şu üç şarta dikkat çekilir:
› Âhiret sevabını istemek,
› Sadece istemekle kalmayıp, ebedi nimetleri kazanmaya sebep olacak işler yapmak, bu yolda sa‘y ü gayret göstermek,
› Bütün bunları imanla birlikte yapmak. Çünkü iman olmaksızın yapılan amellerin âhirette bir faydası olmayacaktır.
İşin dünya tarafın abakılacak olursa:
Muhtasar Tefsir
Kim yapmış olduğu hayır amellerle ahireti kast edip riyadan, gösterişten uzak durursa ve o Allah`ın iman edilmesini farz kıldığı şeylere iman ederse işte onlar Müminlerin vasıflandıkları vasıflara haiz olanlardır. Çalışmaları Allah katında makbuldür ve Allah Teâlâ bu iyi amellerinin karşılığını onlara verecektir.