Kâle eraeyteke hâżâ-lleżî kerramte ‘aleyye le-in aḣḣarteni ilâ yevmi-lkiyâmeti leahtenikenne żurriyyetehu illâ kalîlân
Meal
“Bak hele! Benden şerefli ve üstün kıldığın bu mu? Eğer bana kıyâmet gününe kadar mühlet verirsen, yemin olsun ki pek azı hariç, onun bütün zürriyetini hâkimiyetim altına alacağım.”
Kur'an Tefsiri
Âdem’le İblîs kıssası daha önce Bakara sûresi 34-36, A‘râf sûresi 11-25 ve Hicr sûresi 30-42. âyetlerde anlatılmış, gerekli açıklama o âyetlerin tefsirinde yapılmıştı. Kıssanın burada tekrar edilmesinin hikmeti, İslâm davetini kabul etmeyen kâfirlerin Allah Teâlâ’ya karşı olan hal ve hareketlerinin, aynen şeytanın hal ve hareketlerine benzediğini beyân etmektir. Gerçekten insanlar, en büyük düşmanları olan şeytana uymakta ve onun, insanlığın yaratılışının başlangıcında, Âdem’in zürriyetini saptırmak üzere verdiği sözü yerine getirmek için kurduğu tuzaklara düşmektedirler.
Nitekim gelen âyetle şeytanın kurduğu tuzaklar ve insana vereceği zararlar şu şekilde bildirilir:
Muhtasar Tefsir
İblis Rabbine şöyle dedi: "Bana üstün kıldığın ve kendisine secde etmemi emrettiğin yaratılmış adam bu mu? Şurası muhakkak ki, eğer beni kıyamet gününe kadar hayatta bırakırsan, senin koruduğun az sayıdaki kulların hariç ki, onlar ihlaslı kullarındır. Onun evlatlarını mutlaka kendi tarafıma çekeceğim ve senin dosdoğru olan yolundan çıkarıp saptıracağım.``