Yevme ned’û kulle unâsin bi-imâmihims femen ûtiye kitâbehu biyemînihi feulâ-ike yakraûne kitâbehum velâ yuzlemûne fetîlân
Meal
Kıyâmet gününde her insan topluluğunu önderleriyle birlikte çağıracağız. Kimin amel defteri sağından verilirse, işte o kutlu insanlar sevine sevine defterlerini okurlar ve onlara hurma çekirdeğindeki ipince bir iplik kadar bile haksızlık yapılmaz.
Kur'an Tefsiri
71. âyette geçen اَلْإمَامُ (imâm) kelimesi, doğrulukta veya sapıklıkta öne geçirilip arkasına düşülen, kendisine uyulan kimse demektir. Meselâ bir peygambere, bir kitaba, bir dine, bir mezhebe veya herhangi bir başkana, yahut bir kumandana “imâm” denilebilir. Şu halde o gün, her insan topluluğu Rahmânî veya şeytanî önderlerine nispet edilerek, mesela: “Ey İbrâhim ümmeti, ey Mûsâ ümmeti, ey İsa ümmeti ve ey Muhammed ümmeti” diye veya “Ey Firavun halkı, ey Nemrud halkı” diye yahut da dinlerine, kitaplarına, mezheplerine nisbet ile “Ey falan ümmet, ey falan millet” diye çağrılacaklardır. Bu hususa menfi mânada bir misâl olarak âyet-i kerîmede: “Firavun, kıyâmet günü kavminin önüne düşecek ve hayvanların suya götürüldüğü gibi onları ateşe götürecektir. Gerçekten ne kötü bir yerdir, varılan o ateş!” (Hûd 11/98) buyrulur.
O gün amel defteri sağ elinden verilenler sevinecekler, defterlerinde yazılan güzellikleri çekinmeden okuyacaklardır. Amellerinin mükâfatlarını alacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğramayacaklardır. Ancak dünya hayatında kalp gözü kör olup da doğru yolu görmeyen, gerçek bir hidâyet rehberine uymayan, kendisine lütfedilen o üstünlük ve şerefi koruyamayıp aksine bu nimetlere karşı nankörlük eden âhirette de kör, sağır ve dilsiz olarak ve yüzükoyun sürünerek haşr olunacak (bk. İsrâ 17/97; Tâha 20/120-124) ve kitabı solundan verilecektir. Dünyadayken kendini cennete götürecek yola girmediği; şeytanın yoluna uyup hak yoldan saptığı için, âhirette de daha perişan bir sapıklık ve şaşkınlık içinde kalacaktır.
İşte böyle kâfirler, kendi körlükleri ve şaşkınlıkları yetmezmiş gibi, başkalarını da cehâlet karanlıklarına sürüklemek isterler. Mesela, Peygamberimiz veya onun tebliğ vazifesinin vârislerinden biri, sahte tanrılarını öven bazı sözler sarfettiği takdirde müslüman olacaklarını söyleyerek güya anlaşma teklif ederler:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Her insan topluluğunu dünyada kendilerine uymuş oldukları önderleriyle birlikte çağıracağımız o günü hatırla. Kimlerin amel defteri sağından verilirse; işte onlar kitaplarını sevinerek okurlar. Ecri küçük olması bakımından hurma çekirdeğinin üzerindeki iplikçik kadar bile küçük olsa onların ecirlerinden hiçbir şey eksiltilmez.