Kul lev kâne fî-l-ardi melâ-iketun yemşûne mutme-innîne lenezzelnâ ‘aleyhim mine-ssemâ-i meleken rasûlân
Meal
Onlara şöyle de: “Eğer yeryüzünde yerleşen, gezip dolaşanlar meleklerden ibaret olsaydı, elbette biz de onlara elçi olarak gökten bir melek gönderirdik.”
Kur'an Tefsiri
Müşrikler, kendileri gibi bir insan olan, yiyen, içen, evlenen, sokaklarda dolaşan birinin peygamber olmasını kabullenemiyorlardı. Kendileri gibi bir insana itaat etmek onlara zül geliyordu. Dolayısıyla bunun beşer üstü bir varlık, meselâ en azından bir melek olmasını bekliyorlardı. Halbuki Allah’ın kanunu, kendileriyle iletişime geçip mesajlarını tebliğ edebilmeleri ve onlara her hususta örnek olabilmeleri için insanlara insan bir peygamber, meleklere melek bir peygamber göndermektir. Eğer yeryüzünde insanların yerinde yaşayanlar, gezip dolaşanlar melekler olsaydı, bu kanunun bir gereği olarak onlara melek bir peygamber gelirdi. Peygamberin gönderilmesindeki hikmetin gerçekleşmesi için bu şarttır. Bunun dışında onlara söylenebilecek başka bir söze hacet yoktur. Zaten Allah, hem peygamberinin hem de ona düşmanlık edenlerin durumuna şâhittir; onların her halini hakkiyle bilmektedir ve yapıp ettikleri her şeyi çok iyi görmektedir. Her birine buna göre dünyada ve âhirette bir netice takdir buyuracaktır:
Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Onlara cevap olarak de ki: Eğer yeryüzünde rahat huzurlu sizin gibi meskenlerinde oturan, dolaşan melekler olsaydı; o zaman hem cinslerinden meleklerden bir resul gönderilirdi. Çünkü ancak o zaman gönderilmiş olduğu şeyi onlara anlatabilirdi. (Eğer yeryüzünde melekler olsaydı) Onlara beşer cinsinden bir resul göndermemiz hikmetten uzak bir davranış olurdu. Sizin de durumunuz böyledir.