Ulâ-ike-lleżîne keferû bi-âyâti rabbihim velikâ-ihi fehabitat a’mâluhum felâ nukîmu lehum yevme-lkiyâmeti veznân
Meal
İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr etmişler de bu yüzden bütün amelleri boşa gitmiştir. Tartılacak şeyleri kalmadığından kıyâmet günü onlar için artık bir terâzi koymayacak, onlara hiçbir kıymet vermeyeceğiz.
Kur'an Tefsiri
Bahsedilen gafiller, dünyada yaşarken iyi işler yaptıklarını sanmaktadırlar, fakat âhirete vardıklarında o amellerin hepsinin boşa gittiğini ve kendilerine hiçbir fayda sağlamayacağını göreceklerdir. Bu, ya kâfirlerin yaptıkları okul, hastane, su ve yol gibi zâhiren sadaka-i câriye gibi görünen işlerin ve sıla-i rahim, fakirleri doyurma, köle âzâdı gibi iyi amellerin hazin âkıbetini haber vermektedir. Ya da aslında kötü olmakla birlikte kâfirlerin iyi zannettikleri ve sevabına nâil olmayı umdukları kötü amellerin acı âkıbetini beyân etmektedir. Onlar:
“Gül ister iken sataştı hâre
Nûr ister iken tutuştu nâre” (Fuzûlî) beytinde ifade edildiği gibi “gül dereyim derken gülün dikenlerine dolanan, ışık elde edeyim derken ateşe tutuşan” kişi gibi oldular. Bu yüzden kâfirler, Allah’ın âyetlerini ve bu hayattan sonra Allah’ın huzuruna çıkıp yaptıklarından hesap vermeyi inkâr ettikleri için dünyadaki bütün amelleri boşa çıkacaktır. Yaptıkları iyilikler âhirette terâziye konmayacak, hesaba alınmayacak, onların bir ağırlığı ve bir kıymeti olmayacaktır. Onlar, inkâr ettikleri, Allah’ın âyetlerini ve peygamberlerini alaya aldıkları için böyle cezalandırılacaklardır. Hâsılı insanlar, yaptıkları ve bunun sonuçları hakkında nasıl bir kuruntu ve hayal peşinde olurlarsa olsunlar, makbul bir imana bağlı bulunmayan amellerin hiçbiri ukbâda geçerli olmayacaktır.
Nitekim Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Kıyamet gününde iriyarı, oldukça şişman bir adam gelecek de sivrisineğin kanadı kadar bir ağırlığı olmayacaktır. Arzu ederseniz: «Tartılacak şeyleri kalmadığından kıyamet günü onlar için artık bir terâzi koymayacak, onlara hiçbir kıymet vermeyeceğiz» âyetini okuyun.” (Buhârî, Tefsir 18/6; Müslim, Munâfikîn 18)
Mahşer günü terâzi; hem iyilikleri hem de günahları olan mü’minlerin tâat ve mâsiyetlerini tartmak, bunlardan hangisinin ağır ve hangisinin hafif geleceğini belirlemek, netice itibariyle bunların affedilip edilmeyecek olanlarını tespit edip kişinin âkıbeti hakkında karar vermek için kurulacaktır. Daha kısa bir ifadeyle terâzi, yalnız tevhid ehli için ve kemiyet yâni amellerin miktarını belirleme açısından olacaktır. Küfür ise iyilikleri kemiyet değil, keyfiyet açısından yok edeceği için kâfirlerin amellerini tartmak üzere terâzi kurulmayacaktır.
et-Te’vîlâtü’n-Necmiyye’de şu izah yapılır: Kıyâmet gününde amellerin tartılması, sahiplerinin sıdk ve ihlâsına göre olur. Kimin ihlâsı çoksa, tartısının ağırlığı da artar. İhlâsı olmayan kimselerin amellerinin de bir tartısı ve ağırlığı olmaz. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Biz kıyâmet günü onların yaptıkları bütün amellerin üzerine varıp, hepsini toz duman edeceğiz.” (Furkân, 25/23) Böyle hebâ olup dağılmış bir amelin bir ölçüsü ve kıymeti olabilir mi? (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, V, 361-362)
İman edip sâlih ameller işleyenlerin ebedî saadet ve selamet dolu sonlarına gelince:
Muhtasar Tefsir
Onlar Rablerinin birliğine delalet eden ayetler hakkında kâfir olan, O`nunla karşılaşmayı inkâr eden, bu küfürlerinden dolayı amelleri batıl olan kimselerdir. Kıyamet günü Allah`ın katında onların bir kıymeti olmaz.