Verabbuke-lġafûru żû-rrahmetis lev yu-âḣiżuhum bimâ kesebû le’accele lehumu-l’ażâbec bel lehum mev’idun len yecidû min dûnihi mev-ilân
Meal
Rabbin gerçekten çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. Eğer kazandıkları günahlar yüzünden insanları hemen cezalandıracak olsaydı, hiç beklemez onlara azabı derhal gönderiverirdi. Fakat onlar için azabın geleceği belirli bir vakit vardır ki o vakit geldiğinde, ondan kaçıp sığınacak hiçbir yer bulamazlar.
Kur'an Tefsiri
Cenâb-ı Hak çok bağışlayıcı ve merhamet sahibi olduğu için kullarını yaptıkları günahlar yüzünden hemen cezalandırmaz. Gerçeği görüp tevbe edebilmeleri ve hallerini düzeltebilmeleri için onlara mühlet tanır. Fakat kullar bunun farkına varmazlar, günaha devam etseler bile kendilerine bir şey olmayacağını sanırlar. Halbuki, böyle devam ettikleri takdirde, onların helakleri için de tayin edilmiş bir vakit vardır. Bu vakit dünyada ya helak veya ölüm yahut kıyâmet vaktidir. O vakit gelince artık Allah’ın azabından kaçıp kurtulacak, varıp sığınacak bir yer bulamayacaklardır. Daha önce zulmettikleri için helak edilen Nûh kavmi, Âd kavmi, Semûd kavmi gibi toplumların; Firavun ve Karun gibi zâlimlerin hali bu hususta apaçık misallerdir. İbret almak isteyenler onlara bakabilirler. Allah Teâlâ, zulümleri sebebiyle onların helakleri için belli bir süre belirleyip, süreleri dolunca onları helak ettiği gibi, bundan böyle zulmedenler ve hakkı bâtıl yollarla yok etmeye çalışanlar da aynı feci sonuca uğrayacaklardır.
İşin gerçeğini kavrayabilmek için, olayları sadece görünen yönleriyle değerlendirmeyip, bunları başından sonuna kadar dış ve iç yönleriyle bir bütün olarak görmeye çalışmak gerekir. Dış yönüyle hoşumuza gitmeyen şeyler aslında bizim için hayırlı sonuçlar, hoşumuza giden şeyler de aslında bizim için kötü sonuçlar doğurabilir. (bk. Bakara 2/216) İşte Cenâb-ı Hak, meydana gelen olayların arkasında yatan derin hikmetleri açığa çıkarmak için gerçeğin üzerindeki perdeyi biraz aralayacak ve böylece ilk bakışta hoşa gitmeyen bazı olayların esasen nice hayırların anahtarı ve müjdecisi olduğunu görmemizi sağlayacaktır. Bunun en güzel örneklerinden biri hiç şüphesiz Hz. Mûsâ ile Hz. Hızır’ın kıssasında sergilenmektedir:
Muhtasar Tefsir
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-`in kendisini yalanlayanların başına bir an önce azabın gelmesini istememesi için, Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: -Ey Resul!- Rabbin, tövbe eden kullarının günahlarını bağışlar. O rahmeti her şeyden geniş olandır. Kendisine isyan eden kulların tövbe etmelerini ümit ederek onlara mühlet vermesi de rahmetindendir. Eğer Allah Teâlâ kendisinin emirlerinden yüz çevirenleri cezalandırmayı dileseydi onları dünya hayatında cezalandırırdı. Fakat O Halim`dir, Rahim`dir, tövbe etmeleri için onlardan azabı erteler. Bilakis küfürlerine ve haktan uzaklaşmalarına karşılık onlar için belirlenmiş bir mekân ve zaman vardır. Eğer bu yaptıklarından tövbe etmezlerse Allah`tan başka sığınılacak bir yer bulamayacaklardır.