Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Kehf Sûresi Tefsiri

Kehf Sûresi 6. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ اِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهٰذَا الْحَد۪يثِ اَسَفًا ٦

Fele’alleke bâḣi’un nefseke ‘alâ âśârihim in lem yu/minû bihâżâ-lhadîśi esefân

Meal

Rasûlüm! Onlar bu Kur’an’a inanmıyorlar diye arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin! Hayır böyle yapma!

Kur'an Tefsiri

Âlemlere rahmet olarak gönderilen ve insanlara karşı nihâyetsiz bir merhamet ve şefkat sahibi olan Allah Resûlü (s.a.s.), onların doğru yolu bulmasını çok arzu ediyor ve bu uğurda gece gündüz bütün gücünü harcıyordu. Hatta o (s.a.s.), kendisinin ve ashâbının gördüğü eziyetlerden ziyâde kavminin imansızlıkta ve sapıklıkta ısrar etmelerine üzülüyordu. Çünkü bu gidişâtın sonunda helâk olacaklarını ve ebediyen Allah’ın azabına uğrayacaklarını biliyordu. En büyük üzüntü sebebi işte bu korkuydu. Bu sebeple dinin tebliğinde gerçekten tahammül ötesi bir gayret gösteriyordu. Muhatapları ise, âdeta Allah’ın azabının başlarına inmesini istercesine inat ediyorlardı. Resûlullah (s.a.s.)’in şu ifadeleri onun içinde bulunduğu bu hâli ne güzel gözler önüne sermektedir:

“Benimle sizin durumunuz şuna benzer: Bir adam ateş yakar. Ateş etrafı aydınlatınca pervâneler ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onlara mânî olmaya çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak pek çoğu ateşe düşerler. Ben, ateşe düşmemeniz için sizi belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe atılmak için koşuyorsunuz!” (Buhârî, Rikâk 26; Müslim, Edeb 82; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 244)

Bu âyette aynı zamanda Nebiyy-i Ekrem (s.a.s.)’i teselli eden bir yön de bulunmaktadır. Çünkü onun vazifesi insanları imana zorlamak değil, sadece tebliğ etmek; müjdelemek ve korkutmaktır. Bilmelisiniz ki Peygamber’in tebliğine insanlığın zaruri ihtiyacı vardır. Çünkü oldukça kısa ve fâni dünya hayatı bütünüyle imtihandan ibarettir:

Muhtasar Tefsir

-Ey Resul!- Eğer onlar bu Kur`an`a iman etmeyecek olurlarsa neredeyse onlar için kendini üzüntü, gam ve kederden helak edeceksin. Sen asla üzülme. Onların hidayetinden sorumlu değilsin. Senin üzerine düşen sadece onlara hakkı tebliğ etmektir.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma