Kâle in seeltuke ‘an şey-in ba’dehâ felâ tusâhibnîs kad belaġte min ledunnî ‘użrân
Meal
Mûsâ: “Bunu da affet! Eğer bundan sonra sana bir şey daha soracak olursam artık benimle arkadaşlık yapma! Çünkü senden bir daha özür dileyecek hâlim kalmadı” dedi.
Kur'an Tefsiri
Buhâri ve Müslim’de anlatıldığı üzere “Mûsâ ile Hızır (a.s.) gemiden çıktılar. Kıyıda yürüyorlarken orada oynayan çocuklar gördüler. Hızır onlardan birinin kafasını eliyle tuttu ve koparıp öldürdü. Bunun üzerine Mûsâ (a.s.) ile Hızır arasında bu âyetlerde haber verilen konuşma geçti.” (Buhârî, Tefsir 18/2; Müslim, Fezâil 170)
Bu arada Hızır, Mûsâ’ya şöyle demiştir:
“Ben Allah tarafından öyle bir ilim sahibiyim ki, senin onunla amel etmen uygun değildir. Çünkü sen onunla amele me’mûr değilsin. Sen de Allah tarafından öyle bir ilim sahibisin ki, benim onunla amel etmem uygun değildir. Çünkü ben onunla amele me’mur değilim.” (bk. Buhârî, Enbiyâ 27)
Hızır’ın yaptığı bu iş, birincisinden daha büyük ve daha kabul edilemez cinsten bir şeydi. Bir önceki, geminin yan tarafından bir delik açmak olup, kapatmak suretiyle telâfi edilebilirdi. Fakat öldürmenin böyle bir telâfisi mümkün değildi. Fakat önceki hâdise hakkında kötü ve tehlikeli mânasında kullanılan اِمْرًا (imren) kelimesinin, burada kullanılan نُكْرًا (nükren) kelimesinden daha ağır olduğu söylenmiştir. Çünkü bir kişiyi öldürmek, gemideki yolcuların tamamını boğmaktan daha hafiftir.
Hızır’la Mûsâ (a.s.)’ın arkadaşlıklarına son noktayı koyan olay ise şöyle gerçeşti:
Muhtasar Tefsir
Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: "Eğer bundan sonra sana bir şey soracak olursam beni bırak. Muhakkak ki ben, senin emrine iki kere muhalefet ettim. Artık mazur görülecek bir durumum kalmadı. Bundan sonra beni bırakabilirsin."