Elleżîne âteynâhumu-lkitâbe ya’rifûnehu kemâ ya’rifûne ebnâehums ve-inne ferîkan minhum leyektumûne-lhakka vehum ya’lemûne
Meal
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, o Peygamber’i öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir gürûh, gerçeği bile bile gizlerler.
Kur'an Tefsiri
Ehl-i kitap, özellikle de yahudi ve Hristiyan din adamları, kutsal kitaplarında yer alan bilgilerden hareketle Peygamber Efendimizi, ona yeni bir kitap, yeni bir din verileceğini ve tabii olarak bir kısım yeni düzenlemelerin yapılacağını biliyorlardı. Ki, kıblenin değiştirilmesi de bunlardan biridir. Hal böyle iken onlar, bile bile gerçekleri gizliyorlardı. Çünkü onlar da bir peygamber bekliyorlar ve fakat bunun kendi kavimleri arasından çıkması gerektiğini düşünüyorlardı. Bu sebeple Araplar arasından fakir bir aile çocuğunun, yetim bir yavrunun büyüyüp peygamber olmasını hazmedemiyorlardı. Dolayısıyla onun peygamberliğini, tebliğini ve getirdiği hükümleri reddediyorlardı. Böylece kendi kutsal kitaplarının verdiği gerçekleri de gizlemiş oluyorlardı. Onların gerçekleri gizlemelerinin bir anlamı ve değeri yoktur. Çünkü Allah Teâlâ, gerekli bütün hükümleri Peygamberine vahyetmektedir. Kıble ile ilgili hüküm de bunlardan sadece biridir. O halde herhangi bir zihni karışıklığa ve şüpheye düşmeye gerek yoktur. Her şey ayan beyân ortadadır.
O halde siz şüphe, kuruntu ve hayalleri bir tarafa bırakarak Allah’ın emrine sarılmaya ve hayırda yarışmaya çalışın:
Muhtasar Tefsir
Kendilerine kitap indirdiğimiz Yahudi ve Hristiyan âlimlerinden bazıları kendileri katında, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-`in peygamberlik alametlerinden biri olan kıblenin değiştirilmesi meselesini, kendi çocuklarını bildikleri ve çocuklarını başka çocuklardan ayırt edebildikleri gibi kesin olarak biliyorlar. Bununla beraber onlardan bazıları, içlerinde bulunan haset sebebiyle bunu yapıyorlar ve bunun hak olduğunu bildikleri halde Peygamber`in getirdiği hakkı gizliyorlar.