Ulâ-ike-lleżîne-şteravu-ddalâlete bilhudâ femâ rabihat ticâratuhum vemâ kânû muhtedîne
Meal
Doğru yola karşılık sapıklığı satın alanlar işte onlardır. Bu sebeple ticâretleri kâr etmemiş ve doğru yolu da bulamamışlardır.
Kur'an Tefsiri
Münafıklar yaptıkları bu alışverişte kazançlı çıkmamışlar, bilakis tam bir zarara uğramışlardır. Zira onlar, karlı ticâretin hangi şartlar altında yapılacağını bilememişlerdir. Ticâretten maksat; kâr elde etmekle beraber, sermâyeyi korumaktır. Onların sermâyeleri selîm fıtrat ve temiz bir akıldır. Yaratılışta ilâhî bir mevhibe olarak kendilerine bu bahşedilmişti. Bu sermayeyi kullanarak, yine ilâhî bir ihsan olarak kendilerine lutfedilen Kur’an ve Peygamber hidâyetini kabul etmiş olsalardı büyük bir kazanç elde edeceklerdi. Fakat bunlar, yanlış îtikâtlara saplanınca fıtrat-ı selîmeleri yâni hidâyeti kabul edebilme melekeleri arızâlanmış ve böylece akılları da bozularak tam bir sefih olmuşlardır. Neticede cennet ve ebedi nimetleri kazandıracak hidâyeti vererek dünyada zilleti, ukbada ise ebedi azap mekanı olan cehennemi satın almışlardır.
Âyet-i kerîmede şöyle latîf bir işaret ve ince bir mâna vardır: Nefsânî hazları ilâhî hakikatlere tercih edenlerin alışverişleri zarar etmiştir. Âhireti bırakıp dünyaya râzı olanlar da apaçık bir hüsrân içindedirler. Dünyayı ve ukbâyı Hak Teâlâ’ya tercih edenler ise daha büyük bir ziyan içindedirler. Nimetleri kaybedenler aldanmış olurlarsa; nimetlerin gerçek sahibi olan Allah’a münâcâttan uzak düşenler, gönül âleminde O’na yöneliş ve O’nun tecellilerini müşâhededen mahrum kalanlar, elbette en çok aldananlar olacaktır. (Kuşeyrî, Letâifü’l-işârât, I, 26)
Buraya kadar münafıkların birtakım ayırıcı vasıfları anlatıldı. Gelecek ayetlerde ise, muhatapların zihnine iyice yerleşmesi için onların mânevî durumları misallerle izah edilmektedir:
Muhtasar Tefsir
Bu kimseler akılsızdırlar çünkü, onlar küfrü imana tercih etmişlerdir. Onların ticaretleri kazançlı çıkmamıştır. Onlar hak yol üzere gidenlerden de değillerdir.