Ve-ilâhukum ilâhun vâhiduns lâ ilâhe illâ huve-rrahmânu-rrahîmu
Meal
Hepinizin ilâhı, tek ilâh olan Allah’tır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân ve Rahîm’dir.
Kur'an Tefsiri
Din adına kulun yapacağı ilk iş, tevhidin bir gereği olarak Allah’ın tek ilâh olduğunu doğrulamak ve kabul etmektir. Peki “ilâh” nedir? الإله (ilâh), kendisine kulluk edilen, gönülden bağlanılıp sığınılan ve yüceliğinin karşısında hayrete düşülen varlık demektir. الواحد (vâhid) ise eşi, ortağı, dengi ve benzeri olmayan, her bakımdan bir ve eşsiz olan mânasına gelir. Bütün insanların ve bütün varlıkların ilâhı, tek ve ilâhlığa yegâne hak sahibi olan Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun dışında ilâh ve ma’bud olarak telakki edilen hiçbir varlık ulûhiyete asla layık değildir. Bu açıdan hepsi boş, anlamsız ve bâtıldır. O halde tevhid hususunda yanlış yollara sapmış inanç grupları ve bütün insanlık, Allah’tan başka varlıkları ilâh edinmekten vazgeçip bir tek ilâh olan Allah’a inanmak ve sadece O’na kulluk etmek mecburiyetindedir. Zira Allah’ın rahmet ve merhametine erişmenin tek yolu budur. Gerçekten de Allah, yaratıklarına karşı sonsuz merhamet sahibi olan ve onlara bol bol nimetler verendir.
Kâbe’nin etrafında üçyüz altmış tane putları bulunan müşriklerin Allah’ın tek ilâh olduğunu haber veren bu âyeti duyunca şaşırıp: “Bu kadar insanı tek bir ilâh nasıl idâre edecek? Eğer Hz. Muhammed (s.a.s.) sadece bir ilâhın varlığı iddiâsında doğru ise bize bunu ispatlayacak delil getirsin” demeleri üzerine 164. ayet inmiştir: [1] (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, II, 84; Vâhidî, Esbâbu’n-nüzûl, s. 51)
[1] Rivayet edilen diğer bir iniş sebebi de şöyledir: Kureyş müşrikleri yahudilere: “Mûsâ’nın getirdiği mûcizeler nelerdi?” diye sordular. Onlar da asâsının yılan haline gelişini ve elinin bembeyaz parıldamasını anlattılar. Hıristiyanlara da Hz. İsa’nın mûcizelerini sordular. Onlar da doğuştan kör olanı, alaca hastalığına tutulanı iyileştirmesini ve ölüleri diriltmesini haber verdiler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz’e: “Allah’a dua et, bize şu Safâ tepesini altın yapıversin de imanımız ve düşmanlarımıza karşı kuvvetimiz artsın” dediler. Allah Resûlü bunu Rabbinden niyaz etti. Allah Teâlâ: “Bunu yaparım, fakat bundan sonra yine yalanlamaya devam ederlerse, onlara dünyada hiç kimseye yapmadığım şekilde azab ederim” buyurdu. Buna cevâben Peygamber Efendimiz’in: “Rabbim! Kavmimi ve beni kendi hâlimize bırak, ben onları günden güne davet edeyim” niyâzı üzerine bu âyet-i kerîme indi. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, II, 85) Bu ayetle, göklerin ve yerin yaratılması ve buna bağlı yaratılış olaylarının, Safâ tepesinin “altın”a dönüştürülmesi gibi istenen mûcizelerden daha büyük, daha faydalı ve daha etkileyici olduğu beyân edilmiştir.
Muhtasar Tefsir
Ey insanlar! Sizin gerçek mabudunuz birdir. Zatında ve sıfatlarında tektir. Ondan başka hak ilah yoktur. O geniş merhamet sahibi Rahmân ve kullarına karşı Rahîm olandır. Zira onlara sayılamayacak kadar çok nimetler bahşeder.