Eşşehru-lharâmu bi-şşehri-lharâmi velhurumâtu kisâsunc femeni-’tedâ ‘aleykum fa’tedû ‘aleyhi bimiśli mâ-’tedâ ‘aleykumc vettekûAllâhe va’lemû ennaAllâhe me’a-lmuttekîne
Meal
Harâm aylarda size saldıranlara siz de karşılık verin. Çünkü dokunulmazlıklar karşılıklıdır. Şu halde size kim saldırırsa, siz de ona aynı şekilde cevap verin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah takvâ sahipleriyle beraberdir.
Kur'an Tefsiri
“Haram aylar”, ay takvimine göre Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarıdır. İbrâhim (a.s.) zamanından beri hacıların Kâbe’ye barış ve emniyet içinde gidip gelebilmeleri için bu aylarda cinayet, saldırı, hırsızlık ve gayr-i kanunî durumlar yasaklanmıştır. Fakat zamanla Araplar, bir kısım hîle yollarına başvurarak bu yasağı çiğnemeye başlamışlardır. Bu ayların sırasıyla oynuyor, işlerine gelecek şekilde ayların yerini değiştiriyor, hırsızlık yapmak veya kan dökmek suretiyle ihlal ettikleri bir haram ay yerine başka bir haram ay belirliyorlardı. (bk. Nisâ 4/37) Dolayısıyla müslümanlar haram aylarda müşriklerden gelebilecek saldırılara karşı emniyetsiz ve savunmasız bir durumda bulunuyordu. İşte bu âyet-i kerîme müslümanlara, kâfirler haram ayda saldırdıkları takdirde kendilerini savunma hakkı vermektedir.
Buna göre haram ayda saldırının karşılığı yine haram ayda saldırıdır. Dokunulmazlıklar ve saldırmazlık haklarına riâyet karşılıklıdır. Ayette geçen “hurumât”, korunması ve saygı gösterilmesi gerekli olan ve el uzatılması asla caiz olmayan bütün hususlardır. İster can, ister mal, ister namus olsun mutlaka korunması gereken ve çiğnendiği takdirde misliyle mukâbele edilen yani kısas gereken her şey “hurumât” şumûlüne dâhildir.
Âyet-i kerîmenin son kısmında yer alan “Şu halde size kim saldırırsa, siz de ona aynı şekilde cevap verin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah takvâ sahipleriyle beraberdir” (Bakara 2/194) beyânı, müslümanlara ancak kendilerine yapılan saldırı ve tecavüz nispetinde mukâbelede bulunmaya müsaade etmekte, daha fazlasını yasaklamaktadır. Herhangi bir haksızlık yapma ve misliyle mukâbelede ölçüyü aşma konusunda onlara Allah’tan korkmalarını öğütlemekte ve Allah’ın beraberliği lütfuna nâil olabilmek için gayret göstermek gerektiğine vurgu yapmaktadır.
Allah yolunda savaşmak, yapılan saldırılara cevap verebilmek, düşmanın gücünü kırıp zafere ulaşmak ve korunması gereken hususları koruyabilmek ancak maldan ve candan yapılacak fedakârlıklarla mümkündür. Bu sebeple sonraki âyet, böyle bir hayatî meseleyi gündeme getirmektedir:
Muhtasar Tefsir
Allah`ın Mescid-i Haram’a girerek (hicretin) yedinci senesinde umre eda etmenize imkân verdiği haram ay, altıncı sene müşriklerin Mescid-i Haram’a girmenize engel olduğu haram ayın karşılığıdır. Harem (Mekke) şehrinin, haram ayın ve ihramın hürmeti gibi, hürmet etmeyerek taşkınlık yapan kimselere kısas uygulanır. Orada kim size saldırırsa siz de ona size yaptığının aynısıyla muamele edin. Misliyle karşılık verme sınırını sakın aşmayın. Şüphesiz Allah sınırlarını aşanları sevmez. Size izin verdiği sınırı aşma konusunda Allah`tan korkun. Şunu bilin ki Allah, muvaffak kılarak ve destekleyerek kendisinden korkanlarla beraberdir.