Velâ tec’alûAllâhe ‘urdaten li-eymânikum en teberrû vetettekû vetuslihû beyne-nnâsik vaAllâhu semî’un ‘alîmun
Meal
Allah’ın adını, olur olmaz ettiğiniz yeminleriniz yüzünden iyilik yapmanızın, kötülüklerden sakınmanızın ve insanların arasını düzeltmenizin önünde bir engel hâline getirmeyin. Allah, her şeyi işiten ve bilendir.
Kur'an Tefsiri
Âyet-i kerîmenin iniş sebebiyle ilgili şöyle bir olay rivayet edilmektedir: Beşîr b. Nûmân el-Ensârî, Abdullah b. Revâha’nın kız kardeşi olan hanımını boşadı. Sonra onunla yeniden evlenmek istedi. Bu sırada Abdullah, Beşîr’in yanına gitmemeye, onunla konuşmamaya ve kız kardeşiyle onun arasını düzeltmemeye yemin etmişti. Kendisine Beşîr’in yeniden evlenme teklifi bildirilince: “Ben şöyle şöyle yapmamağa Allah adına yemin ettim. Dediğiniz şeyi yapabilmem için yemînimi bozmam gerekir” dedi. Bu olay üzerine bu âyet nâzil oldu. (Vâhidî, Esbâbu’n-nüzûl, s. 80; Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, VI, 65)
Yemin, Allah’ın adını zikrederek, “vallahi, billâhi” diyerek bir sözün doğuluğunu kuvvetlendirmeye çalışmaktır. Bu şekilde yapılan yeminin mânası ise, “doğru söylediğime ve dediğimi yapacağıma Allah’ı şâhit tutuyorum” demektir. İslâm’a göre insanlar ancak Allah adına yemin edebilirler; başka varlıklar üzerine yemin etmeleri caiz değildir.
En yüce varlık olan Allah adına yapılan yeminin, O’na olan tâzimin bir gereği olarak tutulması ve bozulmaması lâzımdır. Bunun için de mü’min, hangi şeye ne maksatla yemin ettiğine ve yemininin Allah’ın rızâsına uygun olup olmadığına dikkat etmelidir. Eğer yapılan yemin “iyilik yapmak, kötülüklerden sakınmak, insanların arasını düzeltmek” gibi hayırlı işleri engellemek gayesini taşıyorsa, bu Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına aykırıdır. Öncelikle böyle bir yemin yapılmamalıdır; yapıldıysa da mutlaka bozulmalıdır. Bunun Allah’a bir saygısızlık olacağı zannedilmemelidir. Bu hususu daha da açıklığa kavuşturmak üzere diğer bir âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:
“İçinizden fazilet ve servet sahibi kimseler, bundan böyle akrabalarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere mallarından bir şey vermeyeceklerine dair yemin etmesinler. Affetsinler, hoş görsünler! Öyle ya, onları bağışlamanıza karşılık Allah’ın da sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.” (Nûr 24/22)
Resûlullah (s.a.s.) de şöyle buyurur:
“Bir şey hakkında yemin edip başkasını daha hayırlı gören kişi yemîninin kefâretini versin ve daha hayırlı gördüğü şeyi yapsın.” (Müslim, Eymân 12; Tirmizî, Nüzür 5)
İnsanın sorumlu tutulacağı yemine gelince:
Muhtasar Tefsir
Allah adına ettiğiniz yeminleri, iyilik, takva ve insanların arasını ıslah etme işine engel olan bir dayanak yapmayın. Bilakis, eğer bir iyiliği yapmayı terk etmeye yemin ederseniz, o iyiliği yapın ve yemininizin kefaretini yerine getirin. Doğrusu Allah sözlerinizi işitir, yaptıklarınızı bilir ve bunlara mukabil sizlere karşılığını verir.