Ve-iż kultum yâ mûsâ len nu/mine leke hattâ neraAllâhe cehraten feaḣażetkumu-ssâ’ikatu veentum tenzurûne
Meal
Hani bir de: “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıkça görmedikçe sana inanacak değiliz!” demiştiniz de, gözünüz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Kur'an Tefsiri
Bu hâdise A‘râf sûresinin 155-156. âyetlerinde biraz daha teferruatlı olarak anlatılır. Buna göre Hz. Mûsâ, kavmini temsilen yetmiş kişiyi seçip Tûr dağına götürür. Bunlar orada Allah Teâlâ ile Hz. Mûsâ arasındaki konuşmayı işitince bununla yetinmez ve bu âyette ifade buyrulduğu üzere Allah’ı baş gözleriyle ve açıkça görmedikçe Mûsâ’ya asla inanmayacaklarını söylerler. Bunun üzerine orada şiddetli bir deprem olur. Bu asi adamları da yıldırım çarpar ve bayılıp düşerler. Ölecek hale gelirler. Hz. Mûsâ’nın Allah’a yalvarmasıyla bu afet başlarından kalkar ve tekrar ayılıp kendilerine gelirler. İşte burada bu büyük ilâhî lutfa dikkat çekilmektedir.
Azgınlıklarına rağmen İsrâioğulları’na olan ilâhî lutuflar kesilmez:
Muhtasar Tefsir
Musa -aleyhisselam-`la babalarınızın cüretle konuşup, ona söylediklerini hatırlayın. Onlar şöyle demişlerdi: "Bizden gizli olmadan aleni olarak Allah`ı görene kadar sana iman etmeyeceğiz". Bunun akabinde yakıcı ateş sizi alıverdi. Sizden bazısı diğerlerine bakıverirken sizi öldürdü.