Śumme tevelleytum min ba’di żâlike felevlâ fadluAllâhi ‘aleykum verahmetuhu lekuntum mine-lḣâsirîne
Meal
Bunun ardından siz verdiğiniz sözden yine döndünüz. Eğer üzerinizde Allah’ın lutuf ve merhameti olmasaydı, mutlaka zarara uğrayanlardan olurdunuz.
Kur'an Tefsiri
Cenâb-ı Hak, İsrâiloğulları’ndan Hz. Mûsâ’ya itaat etmek ve ona verilen Tevrat’ın emirlerine uymak, yasaklarından da kaçınmak hususunda söz almıştır. Zira dünyada tehlikelerden korunup, takvâ üzere bir hayat yaşayarak âhirette cehennemden kurtuluş ancak bu yolla mümkün olabilecektir. Bu sözü ciddiye almaları için de, bir tehdit unsuru olarak Tûr dağını üzerlerine doğru kaldırmıştır. Dağ âdeta onların üzerine çökecekmiş gibi bir hal almış ve korkunç bir manzara oluşmuştur. Nitekim A‘râf sûresi 171. ayette bu manzara daha açık bir şekilde tasvir edilir. Fakat onlar, bunun ardından sözlerini fazla tutamamış, iman ve itaat sözlerinden caymış ve hakikatten yüz çevirmişlerdir. Cenâb-ı Hak ise, kullarına olan sonsuz lütfu ve merhameti gereği onları hemen cezalandırmamış, bağışlamış, zaman zaman peygamberler göndermiş ve kurtuluşlarını temin için ilâhî irşâdını devam ettirmiştir. Böyle olmasa idi, hiçbirinin selâmete erme ihtimali kalmaz ve hepsi ziyan edenlerden olurdu. Bunun en ibretli misali Ashâb-ı sebt’in başına gelenlerdir:
Muhtasar Tefsir
Sizden sapasağlam söz aldıktan sonra bazılarınız yüz çevirdi ve karşı geldi. Eğer Allah’ın yaptıklarınızı affetme lütfu ve tövbenizi kabul etme hususundaki merhameti olmasaydı, elbette yüz çevirmeniz ve karşı gelmenizden dolayı hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.