Ve-iżâ leku-lleżîne âmenû kâlû âmennâ ve-iżâ ḣalâ ba’duhum ilâ ba’din kâlû etuhaddiśûnehum bimâ fetehaAllâhu ‘aleykum liyuhâccûkum bihi ‘inde rabbikumc efelâ ta’kilûne
Meal
İman edenlerle karşılaştıklarında “İnandık” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında ise: “Yarın Rabbinizin katında aleyhinizde kuvvetli bir delil olarak kullansınlar diye mi Hz. Muhammed hakkında Allah’ın size açıkladığı gerçekleri onlara anlatıyorsunuz? Hiç akıl erdirmiyor musunuz?” derler.
Kur'an Tefsiri
Rivayete göre bir kısım yahudiler, aynen münafıklar gibi, müslümanlarla karşılaştıklarında iman ettiklerini söylerlerdi. Ayrıca Tevrat’ta ifade edildiği şekilde Peygamberimizin nübüvveti ve vasıfları hakkında, diğer taraftan atalarının isyanları sebebiyle uğradıkları musibetler ve çektikleri cezalar hususunda müslümanlara bilgi verirlerdi. (bk. Taberî, Câmi‘u’l-beyân, I, 525) Daha sonra bir araya geldiklerinde ise özellikle âlimleri, yapılan bu işin doğru olmadığını, verilen bu bilgilerin müslümanlar tarafından hem dünya hem de âhirette yeri geldiğinde aleyhlerinde delil olarak kullanılabileceğini, dolayısıyla bunun da kendileri hakkında pek hayırlı netice husûle getirmeyeceğini söylerlerdi. Halbuki Allah, onların gizledikleri ve açıkladıkları her şeyi bilmektedir. Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s.)’e vahyetmek sûretiyle her hususta gerekli olan bütün bilgileri bizzat kendisi vermektedir. Dolayısıyla onların vereceği bilgiye müslümanların bir ihtiyacı yoktur. Ayrıca içlerinde gizledikleri nifak ve küfürleri sebebiyle de onlara hak ettikleri cezayı verecektir.
Ehl-i kitabın âlimlerinin hali böyledir. Cahillerinin durumuna gelince:
Muhtasar Tefsir
Yahudilerin hile ve tutarsızlıklarından bir tanesi de; onlardan bazısı Müminlerle karşılaştıklarında Tevrat`ın da şahitlik ettiği gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-`in peygamberliğinin gerçekliğini ve risaletinin doğruluğunu itiraf ediyorlardı. Ancak Yahudiler birbirleriyle baş başa kaldıklarında bu itiraflarından dolayı birbirlerini kınıyorlardı. Çünkü Müslümanlar (Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-`in) peygamberliğinin gerçekliğini itiraf etmelerini onlara delil olarak sunuyordu.