Lev ya’lemu-lleżîne keferû hîne lâ yekuffûne ‘an vucûhihimu-nnâra velâ ‘an zuhûrihim velâ hum yunsarûne
Meal
O kâfirler yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları, üstelik ondan kurtulmak için de hiçbir yardım göremeyecekleri zamanı bir bilselerdi, onu böyle acele istemezlerdi!
Kur'an Tefsiri
Kıyâmet ansızın kopacak, ona inanmayanları ve kopacağını sanmayanları büyük bir şaşkınlık içinde bırakacaktır. Onu durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. O dehşetli vakit geldiğinde ne bir soluk alabilmek, ne de bir çareye başvurabilmek için hiç kimseye azıcık da olsa bir mühlet verilmeyecektir. Mizandan, hesaptan sonra kâfirler cehenneme atılacaklar; orada yüzlerini ve sırtlarını saran yakıp kavurucu cehennem ateşini savmaları mümkün olmayacaktır. Bu konuda onlara yardım edecek, sahiplik yapacak kimse de yoktur. Eğer kâfirler dünyada yaşarken bunun farkında olsalardı, küfür içinde kalmaz, kesinlikle iman ederlerdi. Peygamberimiz (s.a.s.)’e karşı başkaldırıp: “Bizi tehdit edip durduğun o azap ne zaman? Haydi onu başımıza indirsene!” diye münâsebetsizlik etmezlerdi. Ancak bu bir ilâhî kanundu. Bir kısım talihsizler peygamberlerin davetine karşı çıkacaklar, onlarla alay edecekler ve sonunda alay konusu yaptıkları o azapla mutlaka karşılaşacaklardı. Dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın küllî iradesine teslim olup kendimizi teselli etmek, üzerimize düşen vazifeyi yaptıktan sonra gerisini Yüce Rabbimize havale etmek lâzımdır.
İşin gerçek yüzünü açıklamak üzere:
Muhtasar Tefsir
Yeniden dirilmeyi inkâr eden o kâfirler yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacaklar. Ve azabı kendilerinden def etmek için bir yardımcı da bulamayacaklardır. Eğer bunu kesin olarak biliyor iseler niçin azap için aceleci davranıyorlar?