Kâle-lleżîne hakka ‘aleyhimu-lkavlu rabbenâ hâulâ-i-lleżîne aġveynâ aġveynâhum kemâ ġaveynâs teberra/nâ ileykes mâ kânû iyyânâ ya’budûne
Meal
Bunun üzerine, haklarında azap tehdidi kesinleşmiş olan saptırıcı önderler: “Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdığımız kimseler. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Biz azdık, onlar da bizi görüp azdılar; bizim bir suçumuz yok. Şimdi ise, bizi sana ortak diye tanımış olmalarını reddediyor ve onlarla bir alakamız bulunmadığını arz ediyoruz. Zâten onlar bize değil, kendi arzularına tapıyorlardı” diyecekler.
Kur'an Tefsiri
İster taştan, ağaçtan veya çeşitli madenlerden yapılmış muşahhas cisimler olsun, ister insanın gönül âleminde sevgi, korku ve ümitlerini bağladığı hayalî varlıklar olsun, insanı Allah’a samimi bir kulluktan alıkoyan her şey, Kur’an lisânında “şerik, nidd, ortak, put” diye beyân buyrulur. İşte İslâm, insanların duygu ve düşüncelerini bu mevhum varlıklara bağlanmaktan kurtarıp, âlemlerin Rabbi Allah’a bağlamak için gelmiştir. Dinin temel esası olan “tevhid” de budur. Kul “lâ ilâhe: hiçbir ilâh yoktur” sözüyle, kalpten sahte bütün ilâhları, putları atar. “İllallah: ancak Allah vardır” sözüyle de tek ilâh olarak Allah’ı süveydây-ı kalbine yerleştirir ve tevhide erer. Zaman zaman dünya malı, para, kadın, ilâhî tâlimatlara zıt nefsânî arzular, makam ve mevki hırsı insanın karşısına büyük bir put olarak dikilebilmektedir. Zaten Allah’a kulluk ile mâsivâya kulluk arasındaki sır da bu noktada düğümlenmektedir. Eğer kul, Kur’an ve sünnet ışığında dünyadayken sıhhatli bir mârifetullah şuuruyla inanç problemlerini çözemez, farkında olarak ya da olmayarak putların esaretinde bir hayat sürer ve âhirete öylece gelirse, âyetlerin haber verdiğine göre, mahşerde büyük bir hayal kırıklığına uğrayacak, güvendiği dağlara kar yağacak ve taptıklarıyla beraber cehennemi boylayacaktır. Putlarla putperestler arasında mahşer meydanında vuku bulacak tartışmalar ve kavgalar ise her iki tarafa da bir fayda sağlamayacaktır. Bunun da ötesinde:
Muhtasar Tefsir
Azabın üzerlerine geleceği kesin olan küfre davet eden davetçiler şöyle derler: “Ey Rabbimiz! İşte bunlar; dalalete düşürdüğümüz kimselerdir. Kendimiz sapıttığımız gibi onları da saptırdık. Onlardan uzaklaşarak sana geldik. Zaten onlar bize ibadet etmiyorlar, şeytanlara ibadet ediyorlardı."