Kul eraeytum in ce’alaAllâhu ‘aleykumu-nnehâra sermeden ilâ yevmi-lkiyâmeti men ilâhun ġayruAllâhi ye/tîkum bileylin teskunûne fîhis efelâ tubsirûne
Meal
De ki: “Düşünün bakalım, eğer Allah kıyâmet gününe kadar gündüzü üzerinizde fâsılasız devam ettirse, Allah’ın dışında, size içinde istirahat edeceğiniz geceyi getirecek bir ilâh kimdir? Hâlâ gerçeği görmeyecek misiniz?”
Kur'an Tefsiri
Karanlık ile aydınlık, buna bağlı olarak geceyle gündüz kâinatta sergilenen kudret tecellilerinden sadece bir misaldir. İnsan aklını çalıştırıp geceyle gündüz üzerinde biraz düşünecek olsa, hemen Allah Teâlâ’nın varlık ve birliğini idrak eder. Bunları aralıksız ve aksatmadan peş peşe getiren götüren kudret, kimin kudretidir? Onların hareket etmesine, gelip gitmesine müdâhale eden başka bir güç var mıdır? Yoktur. O halde Allah, geceyi kıyâmete kadar uzatsa O’ndan başka hangi ilâh(!) bize en küçük bir ışık getirebilir? Gündüzü kıyâmete kadar uzatsa, O’ndan başka hangi ilâh(!) bize istirahat edeceğimiz bir gece getirebilir? Böyle bir ilâhın varlığını kim iddia edebilir? Hem Yüce Rabbimiz, gece ile gündüzü iş olsun diye değil; her birini sonsuz rahmetinin bir tecellisi olarak kullarının sayısız ihtiyaçlarını karşılamak üzere getirip götürmektedir. Geceleyin dinlenmemiz, gündüzün maişet temini için çalışmamız, bu ihtiyaçların başta gelenlerinden biridir. O halde kalp kulağıyla işitip basîret gözüyle bakanlar, Allah’ın sonsuz kudret ve azameti karşısında şaşkına dönerek, tüm mesâilerini O’na kulluk ve şükre hasretmez de başka ne yaparlar!
Buna mukâbil kâfirler, müşrikler ve günahkarlar dünyada tercih edip yürüdükleri bu yanlış yolu haklı gösterebilecek hiçbir mazeret bulamayacaklardır.
Muhtasar Tefsir
-Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Bana haber verin bakalım! Allah kıyamet gününe kadar, sürekli olarak gecenizi gündüze çevirse, Allah Teâlâ`dan başka hangi mabut gündüz çalışmanın yorgunluğundan içinde dinlenmek için sükûnet bulduğunuz geceyi size getirebilir? Bu delilleri görmüyor musunuz? Ve yalnızca kendisinden başka hak ilah olmayan Allah’ın bunu size getirdiğini bilip, anlamıyor musunuz?"