Kâle inne fîhâ lûtâanc kâlû nahnu a’lemu bimen fîhâs lenunecciyennehu veehlehu illâ-mraetehu kânet mine-lġâbirîne
Meal
İbrâhim: “Ama Lût da orada!” dedi. Elçiler şöyle cevap verdiler: “Orada kimlerin olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini mutlaka kurtaracağız. Ancak hanımı müstesnâ; o, geride kalıp helâk edilenlerden olacak!”
Kur'an Tefsiri
Hâdise, Hûd sûresi 69-76. âyetlerde daha tafsilatlı olarak anlatılır. Buna göre kendisine insan sûretinde gelen meleklere İbrâhim (a.s.) yemek ikram etmek ister. Yemeğe el sürmediklerini görünce durumdan endişe duymaya başlar. Neticede melekler kendilerini tanıtırlar ve Lût’un kavmini helak etmek üzere geldiklerini söylerler. Hz. İbrâhim ve hanımı Sâre’yi oğulları İshâk ve torunları Yâkub ile müjdelerler. Bu arada İbrâhim (a.s.) melekleri, Lût’un kavmini helakten alıkoymak için hayli mücâdele verir. Burada da beyân buyrulduğu gibi, artık helâkin kaçınılmaz olduğunu anlayınca, bu kez Lût’un da onların arasında bulunduğunu, azap gelince Lût’un da onlarla birlikte helak olacağını söyler. Melekler ise, endişe etmesine gerek olmadığını, çünkü Lût’u ve hanımı dışındaki tüm ailesini kurtaracaklarını bildirirler.
Hz. İbrâhim’le konuşmalarını tamamlayıp:
Muhtasar Tefsir
İbrahim -aleyhisselam- meleklere, "Sizin halkını helak etmek istediğiniz bu şehirde Lût da var ve o zalimlerden birisi değildir.” dedi. Melekler de şöyle yanıt verdiler: "Biz orada kimlerin olduğunu senden daha iyi biliyoruz. Biz onu ve bütün ailesini şehir halkının üzerine inecek olan azapla helak olmaktan kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o ise, helak olanlarla beraber kalacak ve onu da onlarla beraber helak edeceğiz."