Velâ tekûnû kelleżîne teferrakû vaḣtelefû min ba’di mâ câehumu-lbeyyinâtuc veulâ-ike lehum ‘ażâbun ‘azîmun
Meal
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra anlaşmazlığa düşüp, birbiriyle çekişen kimseler gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.
Kur'an Tefsiri
Önceki ümmetler, bunlar içinde de özellikle yahudi ve Hristiyanlar, kendilerine gelen ilâhî kitaplar, peygamberler ve onların getirdikleri açık deliller ve mûcizelere rağmen, çeşitli sebeplerle parçalanmış ve pek çok konuda anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Aralarında derin düşmanlıklar oluşmuş, birlik ve beraberlikleri dağılmıştı. Bu sebeple Allah Teâlâ, yeryüzünde her türlü iyiliğin temsilcileri olmalarını istediği Ümmet-i Muhammed’i böyle kötü bir duruma düşmekten sakındırmaktadır. Onlara, iyilikleri emredip kötülükleri yasaklayarak İslâm’ın hâkim olmasını sağlamada başarılı olabilmeleri için, güçlü olmaları gerektiğini; bunu temin etmek için de İslâm’ın bağlıları arasında son derece kuvvetli bir ülfet ve muhabbetin olması lazım geldiğini hatırlatmaktadır. Buna şiddetle yönlendirmek için de, bölünüp parçalananlara, bu halleri sebebiyle dünya ve âhirette büyük bir azabın isabet edeceği uyarısını yapmaktadır.
Bu büyük azaptan bir misal takdim etmek üzere şöyle buyruluyor:
Muhtasar Tefsir
-Ey Müminler!- Kitap ehli gibi ayrılığa düşüp hizip ve gruplara ayrılanlardan olmayın. Kendilerine Allah Teâlâ`dan apaçık deliller geldiğinde dinlerinde ayrılığa düştüler. İşte bu adı geçen kimseler için Allah katından büyük bir azap vardır.