Vemâ ente bihâdi-l’umyi ‘an dalâletihims in tusmi’u illâ men yu/minu bi-âyâtinâ fehum muslimûne
Meal
Körleri de savrulup durdukları yanlış yollardan kurtarıp doğru yola çekebilecek olan sen değilsin. Sen dâvetini ancak, önyargısız bir şekilde âyetlerimize inanıp gerçeğe teslim olmaya yatkın kimselere duyurabilirsin.
Kur'an Tefsiri
İnkarcı ve nankör kimseler, nimet elde iken kıymet bilmedikleri gibi, nimeti elden kaçırdıklarında ise daha da nankörleşirler. Onların bu berbat halleri, esen kavurucu bir rüzgarla sararıp solan mahsulatı gördüklerinde daha da belirgin bir duruma gelir. Halbuki insandan istenen varlıkta şükür, yoklukta sabırdır. Bunlarda iki güzel haslet de yoktur. Çünkü bunların kalpleri mânen ölü, kulakları mânen sağır, gözleri mânen kördür. Bunlara ne hakkı işittirmek, ne hakkı göstermek, ne onları sapıklıktan kurtarmak mümkün değildir. Çünkü hak söze ancak, Allah’a teslim olmuş mü’min kimseler kulak verirler, onu anlar ve gereğini yerine getiriler. (bk. Neml 27/81-82)
Rabbinizi daha iyi tanımanız için, O’nun bizzat kendi yaratılışınız ve varlığınız üzerindeki tecellilerine bakınız:Muhtasar Tefsir
Dosdoğru yoldan sapan kimseyi doğru yolda muvaffak kılacak olan sen değilsin. Sen, ancak ayetlerimize iman eden kimselere faydalanacakları şeyleri duyurabilirsin. Çünkü sadece bu kimseler, senin söylediğinden istifade ederler. İşte onlar bizim emirlerimize itaat eden ve boyun eğenlerdir.