Kur'an Sûresiالقرآن الكريم
Ahzâb Sûresi Tefsiri

Ahzâb Sûresi 1. Âyet Tefsiri

Tüm meallerle oku Sûre içinde oku
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللّٰهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًاۙ ١

Yâ eyyuhâ-nnebiyyu-ttekiAllâhe velâ tuti’i-lkâfirîne velmunâfikînek innaAllâhe kâne ‘alîmen hakîmân

Meal

Ey Peygamber! Sana yaraşır bir takvâ ile Allah’a karşı vazîfelerini yerine getirmeye devam et ve O’nun korumasına sığın. Dîne aykırı tekliflerinde kâfirlere ve münafıklara asla itaat etme! Şüphesiz Allah, her şeyi hakkiyle bilen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır.

Kur'an Tefsiri

Bu âyetlerin indiği dönemde Resûlullah (s.a.s.), bir taraftan İslâm’ın gelişmesini engelleyip İslâm toplumunu ortadan kaldırmaya çalışan kâfir ve münafıkların saldırıları ile mücâdele ediyor, bir taraftan da daha ziyâde muamelât, haram ve helâller konusunda peş peşe gelen Kur’an hükümlerini tatbik edip topluma yerleştirmeye çalışıyordu. 37. âyette geleceği üzere, toplumda bir gelenek halinde iyice yerleşmiş bulunan “evlât edinme” âdetinin kaldırılması ve buna bağlı olarak evlilik ve miras konularında yeni bir hukûkî düzenlemenin yapılması buna bir misaldir. Zira toplum hayatında bir kısım yeni düzenlemeler yaparken münafıkların dedikodularını göğüslemenin yanında mü’minlerin de bu hususlarda eğitilmeleri ve yönlendirilmeleri gerekiyordu. Ayrıca siyâsî açıdan son derece hassas noktalarda kâfir ve münafıkların barış adı altında bazı teklifleri oluyor, bunlar karşısında da dikkatli davranmak lazım geliyordu. Dolayısıyla böyle bir ortamda başarılı olabilmek için büyük bir ciddiyet, titizlik ve hassâsiyetle gayret gösterilmesi zaruri bir durumdu. Bu sebepledir ki, bütün bu mevzuların yoğunluklu bir şekilde işlendiği bu sûre söze başlarken, bizzat Peygamberimiz (s.a.s.)’e hitap ederek şunları emreder:

›    Kalbin Allah’a karşı saygı ve korku hissiyâtıyla dopdolu olması. Böyle bir takvâ ile O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmak suretiyle güzel bir kulluğun sergilenmesi. Çünkü takvâ; kişiyi caiz olmayan şeylerden dizginleyen bir gem, Allah’ın sevdiği şeylere çekip sürükleyen bir yular, emredilen şeyleri yapmaya sevk eden bir kamçı, Allah’ın hukûkunu yerine getirmeye teşvik eden bir sâik, düşmanların kişiye ulaşmasını engelleyen bir kalkan ve hata yapma hastalığını tedâvi eden bir tılsımdır.

›    Kâfir ve münafıkların dine aykırı isteklerine ve tekliflerine asla itaat etmemek.

›    İçinde bulunulan siyâsî ve içtimâî şartlar gereği zâhiren bir kısım problemlere, sarsıntılara ve dedikodulara sebep olacak gibi gözükse de Allah Teâlâ vayhettiği Kur’an’la neyi talep ediyorsa ona kayıtsız şartsız uymak.

›    Başarılı olabilmek için de, gönlü yaratılmışlara dayanmaktan kurtarıp yalnızca Allah’a güvenip dayanmak.

Cenâb-ı Hakk’ın güzel isimlerinden biri olan اَلْوَك۪يلُ (Vekîl), kulların menfaat ve maslahatlarını üstlenen, her işte onlara yeten, belâları giderip ihtiyaçları karşılayan demektir. Bu sebeple Allah’ın hakiki vekîl olduğunu bilen kişi, her işinde O’na dayanır, O’na güvenir, sadece O’nunla yetinir ve O’ndan başka şeylere iltifatı terk eder. Fânî sevdaları bırakarak kalbini sadece Allah’ın sevgisine tahsis eder:

Muhtasar Tefsir

-Ey Peygamber!- Sen ve seninle beraber olanlar emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah`a karşı takvalı olun. Yalnızca O`ndan kork. Kâfir ve münafıkların nefislerinin arzuladığı şeylerde onlara itaat etme. Şüphesiz Allah, kâfir ve münafıkların kurduğu tuzakları hakkıyla bilendir. Yaratmasında ve yönetmesinde hikmet sahibidir.

Meal & Görünüm

Arapça yazı

Gösterilecek mealler

Türkçe
Okunuş
Azərbaycanca
Қазақша
Oʻzbekcha
Тоҷикӣ
English

Ek bölümler

Okuma