Yâ eyyuhâ-nnebiyyu innâ ahlelnâ leke ezvâceke-llâtî âteyte ucûrahunne vemâ meleket yemînuke mimmâ efâaAllâhu ‘aleyke vebenâti ‘ammike vebenâti ‘ammâtike vebenâti ḣâlike vebenâti ḣâlâtike-llâtî hâcerne me’ake vemraeten mu/mineten in vehebet nefsehâ linnebiyyi in erâde-nnebiyyu en yestenkihahâ ḣâlisaten leke min dûni-lmu/minînek kad ‘alimnâ mâ feradnâ ‘aleyhim fî ezvâcihim vemâ meleket eymânuhum likeylâ yekûne ‘aleyke haracunk vekânaAllâhu ġafûran rahîmân
Meal
Ey Peygamber! Biz, mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana savaş esiri olarak verdiği câriyeleri, seninle beraber hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı ve teyze kızlarını sana helâl kıldık. Mehir istemeksizin kendisini Peygamber’e hibe eden mü’min bir kadını da, eğer Peygamber onu nikâhlamak istiyorsa, diğer mü’minlerden farklı olarak, sadece sana helâl kıldık. Zâten biz, hanımları ve sahip oldukları câriyeleri hakkında mü’minlere hangi hükümleri geçerli kıldığımızı elbette bilerek belirlemiş bulunuyoruz. Bu özel hükümler, sana bir zorluk olmaması, gönlüne bir darlık gelmemesi içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
Kur'an Tefsiri
Nisâ sûresinin 3. âyeti, o dönemde Araplarda, yahudi ve Hristiyanlarda yaygın olan aynı anda pek çok eşle beraber bulunma adetini en fazla dört kadınla sınırlandırmış, bunun için de en azından maddî ve fizikî imkânlar açısından eşler arasında adâleti sağlamayı şart koşmuştur. Eğer adâleti sağlamak mümkün olmayacaksa tek kadınla yetinilmelidir. Mü’minlerin evliliğiyle alakalı diğer hükümler de Kur’an ve sünnet çevresinde belirlenmiştir. Fakat bu hükümler Resûlullah (s.a.s.)’i bağlamamaktadır. Çünkü tefsirini yaptığımız âyet-i kerîmeler, Efendimiz (s.a.s.) ile alakalı hükümleri müstakil olarak düzenlemektedir. Buna göre Efendimiz (s.a.s.)’e evlenmesi helâl olan kadınlar şunlardır:
› Mihrini vererek evlendiği kadınlar,
› Sahip olduğu câriyeleri,
› Mekke’den hicret eden amca, hala, dayı ve teyzesi kızları,
› Kendisini, herhangi bir karşılık talep etmeden Peygamberimiz (s.a.s.)’e hîbe eden kadınlar.
Peygamberimiz istediği takdirde bu kadınlarla evlenebilir. Peygamberimiz (s.a.s.) dışında, kadınların kendilerini hususi olarak başka erkeklere hibe etmeleri caiz değildir. Bu, sadece Efendimiz’e mahsus bir durum olup ona kolaylık sağlamak içindir. Diğer mü’minlere gelince onların evlenmeleri ve câriyelere sahip olmaları hakkında İslâm’ın hükümleri bellidir. Hülasa olarak onlar en fazla ancak dört kadınla evlenebilirler. Evlenirken de mehir, şâhit ve kadının velisinin izni gibi şartlar bulunmaktadır. Câriyede ise ne Peygamber Efendimiz’e ne de diğer mü’minlere bir sınırlandırma yoktur.
Allah Teâlâ, risâlet vazifesini huzur içinde yerine getirebilmesi için Resûlullah (s.a.s.)’e nikahı altında bulunan hanımları arasında istediği gibi davranabilme muhtâriyeti de vermiştir:Muhtasar Tefsir
Ey Peygamber! Biz sana, kendilerine mehirlerini vermiş olduğun hanımlarını helal kıldık. Allah`ın sana, esirlerden ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri helal kıldık. Aynı şekilde sana; eğer nikâhlamak istersen seninle birlikte Mekke`den Medine`ye hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını nikâhlamayı da helal kıldık. Eğer evlenmek istersen mehirsiz bir şekilde kendisini sana hibe eden o Mümine kadın ile evlenmeyi de sana helal kıldık. Hibe nikâhı (Bir kadının kendisini hibe ederek evlenmesi) Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-`e özel bir hükümdür ve onun dışında hiç kimse için caiz değildir. Kuşkusuz biz, hanımlar hakkında Müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. Mümin erkeklerin aynı anda dört hür hanımdan fazlası ile evli olmaları caiz değildir. Mümin erkeklerin ellerinin altında bulunan ve kendilerinden istifade etmek istedikleri cariyelerin sayısını da sınırlı kılmadık. Sana bir meşakkat ve sıkıntı olmasın diye; senin dışındaki kimselere helal kılmadığımız bazı şeyleri sana helal kıldık. Allah tövbe eden kullarına karşı (günahları) çokça örtüp, bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir.