Vemâ erselnâ fî karyetin min neżîrin illâ kâle mutrafûhâ innâ bimâ ursiltum bihi kâfirûne
Meal
Biz hangi memlekete bir uyarıcı gönderdiysek, oranın hiçbir ahlâkî kaygı taşımadan nimetler içinde şımarıp dünyevî zevkler peşinde koşan ileri gelenleri mutlaka peygamberlere: “Bakın, size indirildiğini söylediğiniz o ilâhî buyrukları ret ve inkâr ediyoruz” diye karşı çıkmışlardır.
Kur'an Tefsiri
Allah’ın hikmeti, peygamberlerin ve onlara inananların çoğu fakir, onlara karşı çıkanların çoğu da nimet ve zenginlikle şımarmış kimseler olmuştur. Bunlar zenginliklerine, mal ve evlatlarının çokluğuna güvenerek ilâhî mesajı reddetmişlerdir. Hatta onlarda şöyle bir düşüncenin oluştuğu da hissedilmektedir: “Biz, Allah’ın gözde kullarıyız. Bu sebeple bize, müslümanları mahrum bıraktığı veya az miktarda verdiği nimetlerden bol bol ihsan ediyor. Eğer Allah bizden hoşnut olmasa, neden bütün bu serveti, mal ve gücü bize versin? Bize dünyada bu kadar bol nimetler veren Allah, eğer varsa âhirette de bizi cezalandırmayacaktır.” Halbuki insana verilen rızkın çok veya az oluşunun, kişinin Allah yanındaki değeriyle bir alakası yoktur. O tamamen Allah’ın dilemesine kalmış ve imtihanı gerektiren bir durumdur. Esas değer, ahlâk ve fazilet sahibi olgun bir insan olabilmektedir. Nitekim şâir Bâkî şöyle der:
“Şeref vermez dür ü gevher, kemâl olmaz zer ü zîver
Hüner kesbet hüner, bahr-i fazilet, kân-ı irfân ol.”
“Aslında hiçbir değeri olmayan bir insanı inciler ve mücevherlerle süsleyerek şerefli bir kişi hâline getirmeye çalışmak ne kadar faydasız bir emek ise, sayısız servetlere sahip bir insan için de, «Ben kemâl sahibiyim!» diye iddiada bulunmak o kadar yersiz ve gülünçtür. Sen, gerçekten kâmil bir insan olmak istiyorsan, her türlü âlâyişi bir tarafa bırakarak ilim elde et, fazilet ve irfân sahibi ol! Ancak bunlar seni şerefli bir insan yapar.” (Unutulmaz Mısralar, s. 144)
Şunu unutmayın ki:Muhtasar Tefsir
Biz, herhangi bir beldeye kendilerini azap ile korkutması için bir uyarıcı (peygamber) gönderdiğimizde o beldenin kendilerine nimet verilmiş olan mal, itibar ve hüküm sahibi kimseleri: "Ey Peygamberler! Muhakkak ki bizler, sizin kendisi ile gönderilmiş olduğunuz şeyi inkâr ediyoruz." derler.