Vekeżżebe-lleżîne min kablihim vemâ belaġû mi’şâra mâ âteynâhum fekeżżebû rusulîs fekeyfe kâne nekîri
Meal
Onlardan öncekiler de gerçeği yalanlamışlardı. Oysa bunların güç ve kuvveti, öncekilere verdiğimizin onda birini bile bulmuyor. Buna rağmen peygamberlerimi yalanladılar. Beni inkâr etmenin cezası nasılmış gördüler!
Kur'an Tefsiri
Müşrikler, insanları Peygamberimiz (s.a.s.)’e ve Kur’an’a imandan uzaklaştırmak için çeşitli yollara baş vuruyorlardı. Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’in, şahsi çıkarları için insanları geleneksel putperestlik inancından vazgeçirmeye çalışan tuhaf bir adam olduğunu söylüyorlardı. Allah kelâmı diye iddia edilen Kur’ân-ı Kerîm’in de O’nun adına uydurulmuş bir iftira veya insanları etkileyen apaçık bir büyüden başka bir şey olmadığı fikrini yerleştirmeye çalışıyorlardı. Halbuki onlara daha önce Allah’tan başkalarına ibâdet etmelerini öğreten ne bir kitap, ne de bir peygamber gelmişti. Onlar Kur’an’ın ve Peygamber (s.a.s.)’in tevhide davetini de, doğru bir bilgiden hareket ederek değil, sadece cehaletlerinden dolayı inkâr ediyorlardı. Çünkü bu hususta dayanabilecekleri hiçbir mesnetleri yoktu. Ayrıca peygamberleri yalanlayan önceki kavimlerin, bunlardan on kat güçlü ve kuvvetli olmalarına rağmen, Allah’ın kahrına uğramaları ve kendilerini ilâhî helak ve hışımdan koruyamamaları, hem Mekke müşrikleri, hem de onlardan sonra gelen putperestler için büyük bir ders ve ciddi bir ibret vesîkası değil midir?
O halde, ey insanlar, sonsuza dek değişmeyecek, modası geçmeyecek, aksine hep fayda sağlayacak şu ilâhî öğütlere kulak verin:Muhtasar Tefsir
Âd, Semûd ve Lût kavimleri gibi önceki kavimler de yalanlamışlardı. Senin kavminden olan müşrikler; güç, kuvvet, mal ve sayıda önceki ümmetlerin onda birine erişememişlerdi. Bunlardan her biri peygamberlerini yalanladılar da; kendilerine verilen mal, kuvvet ve sayı onlara bir fayda vermedi ve azabıma uğradılar. Ey Resul! Benim onları inkârım ve onları cezalandırmam nasıl oldu?