Vesevâun ‘aleyhim eenżertehum em lem tunżirhum lâ yu/minûne
Meal
Böylelerini uyarsan da uyarmasan da birdir; onlar iman etmeyecekler.
Kur'an Tefsiri
Son nefes meçhûldür; kimin iman edip kimin iman etmeyeceğini ancak Allah Teâlâ bilir. Bu sebeple Peygamber (s.a.s.) ve onun temsilcileri dini her zaman ve mekanda tebliğe devam edeceklerdir. Fakat netice şudur: İman etmeyecek olanlara hidâyetten bir nasip erişmeyecek, ne kadar uyarılsalar da onlar küfür içinde kalacaklardır. Bu âyet-i kerîme, Efendimiz (s.a.s.)’in ısrarla tebliğde bulunduğu, fakat buna rağmen kalplerinde zerre kadar kıpırtı olmayan müşriklerin durumu hakkında onu teselli etmekte ve ona bu hususta aşırı gitmemesini tavsiye etmektedir. Zira herkesin iman etmesi gerektiği tarzında bir ilâhî irade yoktur. (bk. Yûnus 10/99-100)
Sonra peygamberin uyarısına kulak verip iman edecek insanların kalbî durumlarından bir kesit sunulur. Bunlar, önceki her daveti başlarını kaldırıp reddeden kibirli bedbahtların aksine:
› Nasihata kulak veren, öğüt dinleyen, kendini buna muhtaç gören mütevâzı ve iyi niyetli kimselerdir. Söz dinler, faydalı olan şeyleri benimseyip uygularlar. En güzel öğütlerin ve hikmetlerin kaynağı ise Kur’ân-ı Kerîm’dir.
› İnsanların arasında bulundukları sırada olduğu gibi, kimsenin görmediği yerlerde de Rahmân olan Allah’tan korkan, O’na saygı gösteren kimselerdir. Onların korku, saygı ve haşyetleri, Allah’tan başka hiç kimsenin vâkıf olamadığı kalplerinin derinliklerindedir. Çünkü onlar ihsan seviyesinde bir kulluk şuuruna sahiptirler. Kendileri Allah’ı göremeseler de, Allah’ın kendilerini gördüğünü ve dâimâ ilâhî kameralar altında bulunduklarını hiç unutmazlar. İşte böyle insanlara tebliğ ve uyarı fayda verir. İşte bunlar Allah’ın bağışlamasına ve cennetin hoş, bol ve ebedî nimetlerine erişeceklerdir.
Zira:Muhtasar Tefsir
Ey Muhammed! İnatla hakka karşı çıkan bu kâfirleri korkutsan da, korkutmasan da onlar için birdir. Onlar, senin Allah katından getirdiklerine iman etmezler.