Ve-in neşe/ nuġrikhum felâ sarîḣa lehum velâ hum yunkażûne
Meal
Dilesek onları suda boğarız da, ne feryatlarına koşan kimse olur, ne de bir yolunu bulup boğulmaktan kurtulabilirler.
Kur'an Tefsiri
Yedinci delil, Nûh tûfanı sırasında Allah Teâlâ’nın insanlığı tamâmen boğmaması, neslin devam etmesi için Nûh’a inananları dolu bir gemide taşımasıdır. “Dolu gemi”den maksadın, insanın zürriyetini taşıyan babaların sulpleri ve anaların rahimleri olması da mümkündür. Çünkü Cenâb-ı Hak insan neslinin tohumlarını, nutfelerini âdeta yüklü gemiye benzeyen bu mahallerde taşımaktadır. Yine Rabbimizin bizler için mûcize olan Nûh’un gemisi gibi normal şartlar altında binebileceğimiz vasıtalar yaratması, O’nun bir kudret nişânesidir. İster Nûh’un gemisinde, ister babalarımızın sulbü ve analarımızın rahminde, isterse normal hayatımızda bindiğimiz gemilerde olsun, taşınma esnâsında Allah Teâlâ bizi boğmak istese, kimse buna engel olamaz; kimse bizi kurtaramaz. O halde bizim o uzun deniz yollarından sağ salim dünya limanına ulaşıp, orada insan suretine bürünmemiz, yiyip içmemiz ve bütün unsurlarıyla hayatımızı idâme ettirebilmemiz sadece ve sadece Allah’ın bir lütfu ve rahmetidir.
Hâl bölkeyken:Muhtasar Tefsir
Eğer biz onları boğmak isteseydik, onları suda boğardık. Şayet onların boğulmasını dileseydik, onlara hiçbir yardımcı yardım edemezdi. Eğer onlar emrimiz ve hükmümüzle boğulsalardı, hiçbir kurtarıcı da onları kurtaramazdı.