Ve enżirhum yevme-l-âzifeti iżi-lkulûbu ledâ-lhanâciri kâzimînec mâ lizzâlimîne min hamîmin velâ şefî’in yutâ’u
Meal
Rasûlüm! Onları yaklaşan o kıyâmet günüyle korkut! O vakit insanlar kederlerini dehşet içinde yutkunurlarken yürekler gırtlaklara dayanır. Artık zâlimler için ne sıcak bir dost bulunur, ne de sözü dinlenir bir şefaatçi.
Kur'an Tefsiri
يَوْمُ الْاٰزِفَةِ (yevmü’l-âzife), “yaklaşan gün” demektir. Maksat kıyâmet günüdür. “Yaklaşan kıyâmet iyice yaklaştı” (Necm 53/57) ayeti de bunun bir benzeridir. Buna göre kıyâmete اَلْاٰزِفَةُ (âzife) denmesi yakınlığından dolayıdır. Kâfirler ne kadar uzak görürse görsün “her gelecek yakın”dır. Bu sebeple Cenâb-ı Hak âhiret için “yarın” demekte ve:“Ey iman edenler! Allah’a gönülden saygı besleyip O’na karşı gelmekten sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın. Allah’a gönülden saygı besleyip O’na karşı gelmekten sakının; çünkü Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır” (Haşr 59/18) buyurmaktadır.
O gün öyle dehşetlidir ki, yürekler korkunun şiddetinden yerlerinden kopup yukarı çıkacak, âdeta boğaza yapışacak ve ne yerine dönüp nefes alarak rahatlayacak ne de tam olarak çıkıp ölmek suretiyle sıkıntıdan kurtulabilecektir. O yüreklerin sahipleri bir taraftan da sıkıntı ve kederlerini yutkunacaklar. Bu ikisiyle dopdolu oldukları halde hiçbir şey söyleyemeyecekler. Hem sıkıntılarının şiddetinden hem de kendilerini kaplayan tasadan dolayı konuşup içlerindeki üzüntü ve korkuyu açıklama fırsatı bile bulamayacaklar. Bu durum onların çektiği sıkıntının büyüklüğünü gösterir. Zira üzüntü ve pişmanlık içindeki biri, konuşarak sızlandığı noktaları dile getirebiliyorsa bir tür hafiflik bulur ve bir miktar sakinleşir. Ancak buna bile imkân yoksa, artık ıstırabın büyüklüğünü tasavvur etmek lazımdır. İnsan dünyada sıkıntıya düştüğü zaman, bir dostuna müracaat eder, yardım dilenir, imdat bekler. Fakat o gün zâlimler için ne güler yüzlü bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi bulunabilecektir.
Çünkü imansızlar farkında olmasa da:Muhtasar Tefsir
-Ey Resul!- Kıyamet günü ile onları korkut. O kıyamet günü yaklaşmış ve gelecektir. Her gelecek olan şey yakındır. O günün şiddetli korkusundan kalpler, o kimselerin boğazlarına kadar yükselir. Rahman`ın izin verdikleri hariç, onlardan hiçbiri konuşamaz ve konuşmadan sessizce beklerler. Kendi nefislerine şirk ve günah ile zulmedenler için o gün bir dost ya da yakın yoktur. Eğer ona şefaat edecek olduğu farz edilse, sözü dinlenecek bir şefaatçisi de yoktur.