Ve kâle mûsâ innî ‘użtu birabbî ve rabbikum min kulli mutekebbirin lâ yu/minu biyevmi-lhisâbi
Meal
Mûsâ da: “Ben, hesap gününe inanmayan her kibirli zorbadan benim de sizin de Rabbiniz Allah’a sığınırım!” dedi.
Kur'an Tefsiri
Hz. Mûsâ’nın tebliği günden güne yayılıyor ve tesirini artırıyordu. Onun gösterdiği mûcizeler karşısında Firavun’un baskısı kırılmaya ve dilediğini yapamaz olmaya başladı. Belli ki o ciddi mânada şaşkınlığa uğramıştı. Öyle ki durum sadece önde gelenlerin görüşüne müracaattan ve istişâreden ibaret kalmadı, bir müdâhale mâhiyetini aldı. Bu sebepledir ki “Bırakın beni Mûsâ’yı öldüreyim” (Mü’min 40/26) diye bağırıyordu. Şaşkınlığından saçma sapan konuşuyordu. Bu saçmalıklardan biri de şudur: Bir taraftan “Mûsâ gitsin Rabbine dua etsin” diye Allah’ı inkâr edip hafife almak istemekte, bir taraftan da “dininizi değiştirecek” diye dindarlık taslamaktaydı. Gerçi “din”den kastı, o günkü Mısır toplumunun tuttuğu yol ve medeniyetti. Firavun aslında kendi saltanatının yıkılacağından korktuğu halde, bir çok politikacı gibi, güya halkı düşündüğü için, onlar namına Mûsâ’yı yok etmeye karar verdiğini ileri sürmekteydi. Bütün bunlar Hz. Mûsâ karşısında Firavun’un kalbine oturan korkunun derecesini ve davranışlarına yansıyan paniğin boyutlarını ortaya koymaktadır. Hz. Mûsâ ise Firavun’un tehditlerine hiç aldırış etmemiş ve hiçbir surette ondan korkmamıştır. Sadece bu gibi âhirete inanmayan kibirli zorbaların şerrinden Allah’a sığınmıştır. O, en sağlam yere sığındığı için Cenâb-ı Hak da, kendisini savunup yardım edecek iman-ı kâmil bir mücâhidi, hem de Firavun’un bizzat kendi ailesinden söküp alarak onun imdâdına göndermiştir:
Muhtasar Tefsir
Firavunun kendisini tehdit ettiğini öğrendiğinde Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ben, hakkı kabul etmeyen ve O`na iman etmeyerek kibirlenen, kıyamet gününe ve o gündeki hesap ve cezaya iman etmeyen kimseden benim Rabbim ve sizin de Rabbinize yönelip sığındım."